Berlin’de “tuz” kaosu: Çevre mi, insan hayatı mı?

Berlin'de mahkemenin tuz yasağını geri getirmesi kamuoyunda büyük tepki çekiyor. Yaralanmalar artarken, siyaset ve halk "çevre duyarlılığı mı, insan hayatı mı?" sorusuna yanıt arıyor.

Yayın Tarihi:

Yayın Saati:

BERLİN – Berlin, son 16 yılın en sert kış mevsimiyle mücadele ederken, başkentte hayat adeta donma noktasına geldi. Yaklaşık 100.000 Berlinli ve 2.200 işletme, bir kundaklama saldırısı sonucu meydana gelen elektrik kesintisi nedeniyle günlerce karanlıkta kaldı. Eksi 15 dereceye kadar düşen dondurucu soğuklar ve buz yağmuru, şehri dev bir buz pistine çevirirken; mahkemenin tuz yasağını geri getirmesi kamuoyunda büyük bir öfke dalgasına yol açtı.

Mahkeme kararıyla gelen tuz yasağı krizi

Berlin’de yaya yollarındaki buzlanmaya karşı tuz kullanımı üzerindeki hukuki savaş, Berlin İdare Mahkemesi’nin son kararıyla yeni bir boyut kazandı. Mahkeme, Doğa ve Kuşları Koruma Birliği’nin (NABU) açtığı dava üzerine, senatonun acil durum nedeniyle tuz kullanımına izin veren genelgesini iptal etti. Kararda, Berlin Ulaşım, Hareketlilik, İklim Koruma ve Çevre Senatörlüğü (SenMVKU) tarafından çıkarılan genelgenin yasal dayanaktan yoksun olduğu vurgulandı.

NABU Berlin şubesi, tuzun ağaçların köklerine zarar verdiğini, pH değerini bozduğunu ve yeraltı sularını kirlettiğini savunarak bu kararı bir “çevre zaferi” olarak nitelendirdi. Ancak bu karar, sokakların yürünemez hale geldiği şehirde vatandaşları ve mülk sahiplerini çaresiz bıraktı.

“Ağaçların sağlığı insanların kemiklerinden değerli mi?”

Tuz yasağının geri gelmesi, Berlin kamuoyunda “çevre ideolojisinin insan hayatının önüne konulması” olarak yorumlanarak sert tepkilere neden oldu. Berlin AfD Fraksiyon Başkanı Kristin Brinker, mahkemenin ağaçların sağlığını insanların sağlığından üstün tuttuğunu savunarak durumu “çılgınlık” olarak nitelendirdi. FDP Genel Başkanı Christian Dürr ise, çok sayıda yaralanma vakası varken vücut bütünlüğünün hiçe sayılmasının “akıl dışı” olduğunu ifade etti.

Halk arasındaki öfke, hastanelerin buzda kayıp düşen yaralılarla dolmasıyla daha da tırmandı. Geçtiğimiz hafta buzlanma nedeniyle en az bir kişinin felç kaldığı haberleri ve itfaiye ekiplerinin acil durum seviyesini en üst düzeye çıkarması, krizin insani boyutunu gözler önüne serdi. Ambulansların yetersiz kaldığı anlarda vatandaşlar, kaldırımlarda mahsur kalan yaşlılar ve engelliler için isyan etti.

Ulaşımda buz ve “hayalet tramvay” operasyonu

Berlin Ulaşım İşletmeleri (BVG), aşırı buzlanma nedeniyle tarihinin en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Özellikle dondurucu yağmurun havai hatları dondurması sonucu tramvay seferleri günlerce aksadı. BVG, hatların yeniden donmasını engellemek için eksi 8 derecede yolcusuz araçları şehirde dolaştırmak zorunda kaldı.

U-Bahn (metro) hatlarında da durum farksızdı. U2 ve U3 hatlarının yer üstü bölümlerinde rayların buz tutması ulaşımı felç etti. Kurum yetkilileri, buz yağmurunun trenlerden daha hızlı hareket ettiğini belirterek durumun ciddiyetini vurguladı. Bu teknik aksaklıklara ek olarak yapılan uyarı grevleri, başkentte ulaşımı tam bir kaosa sürükledi.

Mülk sahipleri için hukuk ve ceza ikilemi

Buzlanma nedeniyle yaşanan kazalar, mülk sahiplerini de büyük bir hukuki riskle karşı karşıya bıraktı. Almanya Federal Mahkemesi (BGH) tarafından verilen güncel bir karar, kış hizmeti dışarıdan bir şirkete devredilmiş olsa bile ev sahibinin güvenlik sorumluluğunun devam ettiğine hükmetti.

Mevcut durumda Berlinli ev sahipleri grotesk bir ikilem yaşıyor: Ya tuz yasağına uyup önlerindeki kaldırımda birinin düşerek yaralanması sonucu binlerce euroluk tazminat davasıyla karşı karşıya kalacaklar ya da tuzu kullanarak 10.000 Euro’ya kadar varan idari para cezası riskini alacaklar. Uzmanlar, tuz yasak olsa bile kum, mıcır veya granül gibi maddelerle yolların mutlaka güvenli hale getirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Siyasi kriz: Sosyal medyadan imdat çağrısı

Berlin Belediye Başkanı Kai Wegner (CDU), kriz yönetimi ve iletişim tarzı nedeniyle eleştirilerin odağına yerleşti. Wegner’in, buzlanma tehlikesini hafifletmek için parlamentoya sosyal medya platformu “X” (eski adıyla Twitter) üzerinden çağrı yapması, muhalefet tarafından “yönetim zafiyeti” olarak değerlendirildi. Armin Laschet gibi isimler “Buna sürpriz hava krizi değil, kış denir” diyerek Wegner ile dalga geçerken, Wegner’in kriz anında tenis oynaması da tepkileri artırdı.

Berlin koalisyonu tuz yasağını esnetecek bir yasa değişikliği üzerinde anlaşmış olsa da, bürokratik süreçler nedeniyle oylamanın en erken üç hafta sonra yapılabilecek olması, “Berlin bürokrasisinin hantallığı” olarak eleştirilmeye devam ediyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer haberler

spot_img

Son haberler

spot_img