ASCHAFFENBURG – Almanya’nın Bavyera eyaletine bağlı Aschaffenburg kentinde, yaklaşık 42 yıl önce işlenen ve “faili meçhul” (Cold Case) olarak raflarda bekleyen Maria cinayetinde nihayet adaletin yerini bulması için ilk adım atıldı. 30 Temmuz 1984 tarihinde 19 yaşındayken hayatını kaybeden Maria’nın katil zanlısı olarak yargılanan 67 yaşındaki şahıs, davanın ilk duruşmasında suçunu itiraf etti.
42 yıl sonra gelen itiraf
Bugün hakim karşısına çıkan sanık, avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada Maria’yı öldürdüğünü kabul etti. Sanık tarafı, olayın bir tartışma sırasında “cinnet hali” (Affekt) içinde gerçekleştiğini, o dönemde çok incindiğini ancak iddia edildiği gibi aşırı kıskanç olmadığını savundu. Savunma makamı, savcılığın öne sürdüğü cinayet motiflerinin gerçeği yansıtmadığını iddia ederek suçun mahiyetini hafifletmeye çalıştı.
Savcılık: İntikam ve kıskançlık için “Haince” öldürdü
Aschaffenburg Savcılığı ise olayı bir “namus” veya “kişisel hırs” meselesi olarak görüyor. İddianamede, sanığın genç kadını kıskançlık ve intikam duygularıyla “haince” (Heimtückisch) öldürdüğü belirtiliyor. Bu davanın en kritik noktası ise suçun tanımı: Almanya’da adam öldürme (Totschlag) gibi suçlar zaman aşımına uğrarken, cinayet (Mord) suçunda zaman aşımı bulunmuyor. Eğer mahkeme eylemi “cinayet” olarak nitelendirirse, vatansız (staatenlos) olan sanık müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.
Türkiye’de geçen on yıllar ve yakalanma süreci
Cinayetin ardından polis, o dönemde Maria’nın eski erkek arkadaşı olan sanıktan şüphelenmiş ancak şahıs izini kaybettirmişti. Doğduğu yer olan Türkiye’ye kaçan zanlı, onlarca yıl boyunca burada saklanmayı başardı. 2024 yılının sonunda “faili meçhul” dosyaları yeniden inceleyen Alman özel birim (Altfall-Ermittler), zanlının Türkiye’deki izini sürerek yerini tespit etti ve yargılanmak üzere Almanya’ya getirilmesini sağladı.
Dava süreci Haziran sonuna kadar sürecek
Mahkeme heyeti, 42 yıllık bu karanlık olayı aydınlatmak için toplam beş duruşma günü belirledi. Kararın Haziran ayı sonunda açıklanması bekleniyor. Davada dinlenecek tanıklar ve adli tıp raporları, olayın bir “cinnet” mi yoksa planlı bir “cinayet” mi olduğunu netleştirecek.
Almanya’daki göçmen toplumu için önemi
Bu dava, özellikle uzun yıllar Almanya’da yaşamış göçmen kökenli vatandaşlar arasında büyük ilgiyle takip ediliyor. Bir şüphelinin Türkiye’ye kaçmasına rağmen 42 yıl sonra yakalanıp yargı önüne çıkarılması, Alman hukuk sisteminin “cinayet dosyalarını asla kapatmadığı” mesajını veriyor. Ayrıca, sanığın Türkiye geçmişi ve iade/yakalanma süreci, iki ülke arasındaki hukuki iş birliğinin boyutlarını da gözler önüne seriyor.


