ADANA – 24 yıldır Almanya’da yaşayan ve Alman ehliyetine sahip Gökhan Bellikli’ye, Adana’da polis kontrolü sırasında 7 bin 431 TL idari para cezası kesilmesi kamuoyunda tartışma yarattı. Bellikli’nin ibraz ettiği Alman sürücü belgesi geçersiz sayılırken, cezanın gerekçesi olarak daha önce Türk ehliyeti bulunduğu ve bunu süresi içinde yenilemediği belirtildi.
Ancak olay, yabancı sürücü belgelerinin Türkiye’deki kullanım süresine ilişkin mevzuat ve uygulama açısından ciddi soru işaretleri doğurdu.
“Altı ay kuralı” ve uygulamadaki çelişki
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu Uygulama Yönetmeliği’ne göre, yurt dışında yerleşik Türk vatandaşları ile Türkiye’ye geçici olarak gelen kişiler, ikamet ettikleri ülke makamlarınca verilmiş geçerli sürücü belgelerini Türkiye’ye giriş tarihinden itibaren altı ay süreyle kullanabiliyor. Bu sürenin aşılması halinde ise yabancı sürücü belgesinin Türk sürücü belgesine çevrilmesi gerekiyor.
Bellikli’nin beyanına göre Türkiye’de yalnızca birkaç gündür bulunduğu ve elinde geçerli bir Alman sürücü belgesi olduğu dikkate alındığında, kesilen cezanın hukuki dayanağı tartışma konusu oldu. Bu durum, “mevzuat ile uygulama arasında bir paradoks mu var?” sorusunu gündeme taşıdı.

Avukat İlhan Menge: “Sistem kaydına dayanarak işlem yapılamaz”
Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat İlhan Menge, uygulamada ciddi hatalar yapılabildiğine dikkat çekti.
Menge açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Yurt dışında, bilhassa Almanya’da yerleşik olarak yaşayan Türk vatandaşlarının sürücü belgesi statüsü uygulamada sıklıkla hatalı değerlendirilmekte ve bu durum hukuka aykırı idari yaptırımlara yol açabilmektedir.
Almanya’da sürücü belgesi almak isteyen Türk vatandaşları, mevcut Türk sürücü belgelerini ilgili Alman makamlarına teslim etmek zorundadır. Bu teslim işlemiyle birlikte Türk sürücü belgesi fiilen kişinin tasarrufundan çıkmakta, her ne kadar Türkiye’deki sistem kayıtlarında sürücü belgesi varmış gibi görünse de, bu belgenin kullanımı hukuken ve fiilen ortadan kalkmaktadır.
Bu nedenle yalnızca sistem kayıtlarına dayanılarak kişinin Türk sürücü belgesi sahibi kabul edilmesi ve buna göre idari işlem tesis edilmesi hukuka açıkça aykırıdır.“
Menge, idarenin herhangi bir yaptırım uygulamadan önce kişinin Türkiye’ye giriş tarihini, altı aylık sürenin dolup dolmadığını ve geçerli bir yabancı sürücü belgesinin bulunup bulunmadığını araştırmak zorunda olduğunu vurguladı.
“Geçerli bir yabancı sürücü belgesi mevcut olduğu ve yasal kullanım süresi dolmadığı hâlde idari yaptırım uygulanması hâlinde bu yaptırım yetkili mahkemelerce iptal edilecektir.“
“Sebep unsuru sakatlanır”
Menge’ye göre, fiilen ve hukuken mevcut olmayan bir Türk sürücü belgesi varmış gibi kabul edilerek “geçerlilik süresi dolmuş sürücü belgesi ile araç kullanma” veya “sürücü belgesini yanında bulundurmama” fiillerinden işlem tesis edilmesi, idari işlemin sebep unsurunu sakatlamakta ve işlemi hukuka aykırı hale getirmektedir.
İdari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından hukuka uygun olması gerektiğini hatırlatan Mengen, trafik idari para cezalarının birer idari yaptırım kararı niteliğinde olduğunu ifade etti.
15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliği’ne başvuru
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, idari para cezalarına karşı görevli merci cezanın düzenlendiği yer Sulh Ceza Hakimliği. Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde başvuru yapılması gerekiyor. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu belirtiliyor.
Başvuru, kişi tarafından bizzat yapılabileceği gibi bir avukat aracılığıyla da gerçekleştirilebiliyor. Özellikle yabancı sürücü belgesinin hukuki statüsü ve kullanım süresine ilişkin değerlendirmelerde hukuki destek alınmasının önem taşıdığı ifade ediliyor.
Gurbetçiler için emsal olabilir mi?
Uzmanlara göre, yalnızca sistem kayıtlarına dayanılarak fiilen mevcut olmayan bir Türk sürücü belgesi varmış gibi işlem tesis edilmesi ve yabancı sürücü belgesinin geçerliliği ile yasal kullanım süresi araştırılmadan ceza uygulanması hukuka aykırı olabilir.
Bellikli’nin yaşadığı olayın, yurt dışında yaşayan çok sayıda Türk vatandaşını yakından ilgilendirdiği ve benzer durumlar için emsal teşkil edebileceği değerlendiriliyor.


