BERLİN – Orta Doğu’da İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) İran yönetimine yönelik gerçekleştirdiği müdahalelerin ardından bölgede yükselen tansiyon, Almanya’da siyasetin öncelikli gündem maddesi haline geldi. Almanya için Alternatif’in (AfD) Federal Meclis Grubu, gelişmelerin Almanya üzerindeki olası etkilerine dikkat çekerek Federal Hükümet’i daha kararlı adımlar atmaya çağırdı.
Güvenlik ve göç riski
AfD Meclis Grubu Dış Politika Sözcüsü Markus Frohnmaier, İran’ın yıllardır bölgedeki istikrarsızlığın merkezi olduğunu savunarak, Tahran’ın terör yapılarını finanse etmesinin etkilerinin Almanya’ya kadar ulaştığını belirtti. Frohnmaier, ABD yönetiminin operasyonlarını “cerrahi bir hassasiyetle” yürüttüğünü ifade ederek, şu anki en büyük önceliğin gerilimi düşürmek (deeskalasyon) olması gerektiğini vurguladı.
Bölgedeki askeri tırmanışın bir iç savaşa yol açabileceği uyarısında bulunan Frohnmaier, “Federal Hükümet, Almanya’daki olası terör saldırılarını önlemek ve kontrolsüz göç dalgalarına karşı gerekli tüm önlemleri almak zorundadır. Almanya’nın birincil önceliği iç güvenliğin korunması, terör ihracatının engellenmesi ve yeni göç dalgalarının savunulmasıdır” ifadelerini kullandı.
Mahsur kalan Alman vatandaşları için tahliye çağrısı
Krizin bir diğer boyutu ise Körfez bölgesinde mahsur kalan on binlerce Alman turistin durumu oldu. AfD Meclis Grubu Başkanvekili Sebastian Münzenmaier, Federal Hükümet’i vatandaşlarını korumak yerine sorumluluğu onlara atmakla suçladı. Münzenmaier, Dışişleri Bakanı Franz-Josef Wadephul ve Başbakan Friedrich Merz’in süreci yönetemediğini savundu.

İngiltere ve Avusturya gibi ülkelerin vatandaşlarını tahliye etmeye başladığını hatırlatan Münzenmaier: Binlerce Afgan’ı uçaklarla getirenler, Alman vatandaşlarını da geri getirmek zorundadır. Hükümet Alman vatandaşlarını eiskalt (soğukta) bırakıyor. Dışişleri Bakanı Wadephul, tahliye uçuşlarını mümkün kılmak için derhal diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.
Almanya’daki göçmen toplumuna yansımaları
Orta Doğu’daki bu gelişmeler, Almanya’da yaşayan geniş göçmen toplumu, özellikle de Türkiye ve Orta Doğu kökenli vatandaşlar için büyük önem taşıyor. AfD’nin “güvenlik riskleri” ve “İslami ağlar” üzerinden yaptığı vurgular, Almanya’daki toplumsal huzuru ve göçmenlerin günlük yaşamını etkileme potansiyeline sahip. Özellikle yeni bir göç dalgası tartışmasının alevlenmesi, halihazırda Almanya’da yaşayan sığınmacı ve göçmen toplulukları üzerindeki siyasi baskıyı artırabilir.
AfD temsilcileri, ABD’nin bölgedeki en önemli ortak olmaya devam ettiğini belirterek, İran halkının kendi içinde istikrarlı ve barışçıl bir düzen kurmasını dilediklerini ifade etti.


