Abdullah Gül: Avrupa’nın güvenliği için Türkiye vazgeçilmez

Avrupa'nın derin bir güvenlik krizi yaşadığını belirten Abdullah Gül, kıtanın yeni savunma mimarisinde Türkiye'nin vazgeçilmez bir aktör olduğunu vurguladı.

Yayın Tarihi:

Yayın Saati:

İSTANBUL – Avrupa’nın on yıllardır karşı karşıya kaldığı en ciddi güvenlik krizi, kıtanın savunma stratejilerini ve müttefiklik ilişkilerini yeniden tartışmaya açtı. Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) katılım müzakerelerini yürüten heyete geçmişte liderlik eden 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Avrupa’nın güvenlik mimarisinin geleceğine dair kapsamlı bir değerlendirme kaleme aldı. Project Syndicate’te yayınlanan makalede Gül, Avrupa’nın kendi savunması söz konusu olduğunda artık yalnızca ABD’nin üstünlüğüne ve iyi niyetine güvenemeyeceğini belirterek, stratejik özerklik arayışında Türkiye gibi askeri güçlerin yeni çerçeveye dahil edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Savunmada dışa bağımlılık dönemi sona eriyor

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle birlikte daha da belirginleşen krizin temelinde savunmanın dışsallaştırılması ve başkalarına devredilmesi yatıyor. ABD yönetiminin söylemlerinin Avrupa için bir uyanış çağrısı olduğunu aktaran Gül, Washington’ın kıtanın daimi koruyucusu olarak kalmayacağını açıkça gösterdiğini belirtti. Gül’e göre, Avrupa uluslarının refah içinde yaşarken güvenlik faturasını göz ardı etme lüksü kalmadı ve kıtanın kendi stratejik özerkliğini inşa etmesi artık geri dönülemez bir yola girdi.

Gül: Yeni güvenlik çerçevesi Avrupa Birliği sınırlarını aşmalı

Kıtanın kendi ilkelerinden vazgeçmeden sert gücünü (hard power) artırması gerektiğine işaret eden Gül, yeni Avrupa güvenlik düzenlemesinin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) yerini almaya çalışmaması gerektiğini vurguladı. Gül, yeni yapının sadece AB’nin siyasi ve bürokratik temellerine dayandırılamayacağı uyarısında bulunarak, “Avrupa, AB üyesi olmayan NATO müttefikleri olmadan kendini savunma kapasitesinden yoksundur. İnandırıcı bir güvenlik çerçevesi, Atlantik’ten Karadeniz’e uzanmalı; hem Türkiye’yi hem de İngiltere’yi kapsamalıdır” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye ile ilişkilerde zihniyet değişimi şart

Türkiye’nin AB adaylığı döneminde tek taraflı kurallar ve siyasi kibir nedeniyle ilerlemenin nasıl raydan çıktığını hatırlatan Gül, bugün ihtiyaç duyan tarafın AB olduğunu ifade etti. Geçmişte Kıbrıs sorununun, birliğin temel ilkeleri ihlal edilerek Türkiye’nin katılımını engellemek için nasıl bir bahane olarak kullanıldığına dikkat çekildi. Avrupa’nın stratejik bir güç haline gelebilmesi için sadece politika değil, zihniyet değişikliğine de ihtiyaç duyduğunu belirten Gül, “Avrupalı liderler, bu kez Türkiye ile işbirliği arayışında daha dürüst ve samimi olmalıdır. Avrupa’nın güvenliği, kendi dar çıkarlarının peşinde koşan birkaç AB üyesi devletin esiri olamaz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin jeopolitik gücü ve kıtaya katkıları

ABD’nin ardından NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye‘nin, Kafkaslardan Orta Doğu’ya kadar uzanan etkisiyle küresel ve bölgesel bir güç olduğuna dikkat çekildi. Türkiye’nin, Avrupa’nın güvenliği için her zaman üzerine düşeni yaptığını ve Soğuk Savaş döneminde güneydoğu kanadını savunurken kendi ihtiyaçlarını feda ettiğini belirten Gül, Avrupa’nın bu ahlaki borcu kabul etmesi gerektiğini yazdı. Makalede ayrıca, Suriye iç savaşı, sığınmacı krizi ve Ukrayna’daki çatışmalarda Türkiye’nin Montrö Sözleşmesi‘nin garantörü olarak oynadığı istikrar sağlayıcı role vurgu yapıldı.

Ortak güvenlik düzenlemesi her iki tarafın da yararına

Yenilenmiş bir Türkiye-AB ortaklığının her iki tarafa da tarihi fırsatlar sunacağı belirtiliyor. Türkiye’nin, Avrupa İçin Güvenlik Eylemi (SAFE) gibi Avrupa savunma mekanizmalarına dahil edilmesinin kritik bir belirleyici olacağının altı çizildi. Gül, Türkiye’nin kültürel, coğrafi, tarihi ve siyasi olarak Avrupa kıtasına ait bir ülke olduğunu vurgulayarak, bu entegrasyonun Türkiye’deki siyasi standartları ve ekonomik çekiciliği artırırken, Avrupa’nın da güvenlik endişelerini gidereceğini kaydetti. Çözüm için yaratıcı düşünce ve vizyon gerektiği belirtilirken, Türkiye olmadan Avrupa’nın güvenlik yapısının her zaman eksik kalacağı mesajı verildi.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Benzer haberler

spot_img

Son haberler

spot_img