Berlin– Brüksel’de devam eden AB zirvesi, dondurulan Rus devlet varlıklarının Ukrayna için kullanılması konusunda hareketlenmeye sahne oluyor. Diplomatik kaynakların Alman Haber Ajansı dpa’ya aktardığı bilgilere göre, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Belçika’nın taleplerine karşı çıkarak değil, onlara yaklaşarak önemli bir adım attı.
Merz, Almanya’da dondurulan Rus Merkez Bankası varlıklarının da Ukrayna’nın desteklenmesi için kullanılmasına prensipte hazır olduğunu bildirdi.
Sembolik ama kritik adım
Söz konusu varlık miktarı, AB genelinde dondurulan yaklaşık 210 milyar euroluk Rus Merkez Bankası parasının yüzde birinden bile az bir bölümünü oluşturuyor. Buna rağmen bu adım, aylardır süren tartışmalarda sembolik açıdan büyük önem taşıyor.
Amaç, dondurulan Rus varlıklarının getirisini (faiz ve kârları) kullanarak, Rusya’nın saldırısı altındaki Ukrayna’ya 2026 ve 2027 yılları için finansal destek sağlamak. Toplamda 90 milyar euroluk bir paketten söz ediliyor. Kiev’in, bu destek olmadan Rusya’ya karşı savunmasını sürdürmekte ciddi zorluk yaşayacağı ifade ediliyor.
Zirvenin, AB Konseyi Başkanı António Costa’nın da vurguladığı gibi, bu finansmanın güvence altına alınana kadar sürmesi bekleniyor.
AB’nin kredibilitesi masada
Brüksel’deki karar, sadece Ukrayna için değil, AB’nin dış politika açısından güvenilirliği ve hareket kabiliyeti için de bir sınav niteliğinde.
AB liderleri, yaklaşık dört yıldır, Ukrayna’ya “ne kadar gerekirse o kadar, ne kadar sürerse o kadar” destek verileceğini tekrarlıyor. Eğer Ukrayna için yeni finansman paketi sağlanamazsa, bu sözlerin fiilen geçersiz hale geleceği yorumları yapılıyor.

“Ya bugün para ya yarın kan”
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Selenski, Brüksel’de yaptığı uyarıda, finansman sağlanmaması hâlinde Avrupa’nın bedel ödeyeceğini söyleyerek, “O zaman Avrupa parayla değil, kanla öder” ifadesini kullandı.
Selenski, böylece Polonya Başbakanı Donald Tusk’un zirve öncesi sarf ettiği, “Ya bugün para, ya yarın kan” sözlerine destek verdi. Tusk, bu uyarıyı sadece Ukrayna için değil, Avrupa’nın güvenliği için de yaptığını vurguladı. Polonya ve bazı Doğu Avrupa ülkeleri, Ukrayna düşerse Rusya’nın bir sonraki hedefinin kendileri olabileceği konusunda sık sık uyarıda bulunuyor.
Merz için de büyük sınav
Bu süreç, Almanya Başbakanı Merz açısından da siyasi bir test niteliğinde. Merz, son aylarda Avrupa’nın Ukrayna politikasında öne çıkan bir lider figürü haline gelmişti. Pazartesi günü Berlin’de düzenlenen ve Ukrayna konulu barış girişimi müzakerelerine Avrupalıları da daha güçlü şekilde dâhil eden zirve, bu rolü pekiştirmişti.
Ancak AB liderleri Ukrayna’nın finansmanı konusunda uzlaşamazsa, bu durum Merz’in inşa ettiği liderlik imajına da ciddi bir darbe olarak görülüyor.
“Benim açımdan tek seçenek”
Merz, Eylül ayından bu yana dondurulan Rus varlıklarının kullanılmasını savunan cepheye açık biçimde katılmıştı. Başlangıçta oldukça temkinli olan Merz, artık bu yolu “tek gerçekçi seçenek” olarak tanımlıyor.
Almanya Başbakanı, yeni borçlanmaya sıcak bakmadığını açıkça ifade ediyor. Ona göre, AB’nin Ukrayna için yeni ortak borçlanma yapması yerine, Rus Merkez Bankası’na ait dondurulmuş varlıkların getirilerinin kullanılması daha doğru ve kamuoyuna anlatılması daha kolay bir yol.
Merz, özellikle Belçika’nın dile getirdiği hukuki ve siyasi çekinceleri anladığını belirtirken, “Bu endişeleri birlikte giderebileceğimizi umuyorum.” dedi. AB’nin bu konuda Rusya’ya karşı kararlılık ve güç mesajı vermesi gerektiğini vurguluyor.
Belçika “hep birlikte atlayalım” diyor
Almanya’nın adımı, özellikle de Belçika Başbakanı Bart De Wever açısından önemli bir jest olarak görülüyor. Çünkü Belçika, dondurulan Rus Merkez Bankası varlıklarının en büyük bölümüne, özellikle Euroclear üzerinden ev sahipliği yapıyor.
Brüksel, bu nedenle olası Rus misillemeleri karşısında tek başına hedef olmak istemiyor. De Wever, zirve öncesi yaptığı açıklamada, “Eğer bizden atlamamız isteniyorsa, o zaman hep birlikte atlamalıyız. Paraşüte güven varsa, birlikte atlamak sorun olmamalı.” ifadelerini kullandı.
Belçika, katılım için üç temel güvence şartı öne sürüyor:
- Olası tüm risklerin AB genelinde paylaşılması,
- Plan hayata geçtiği andan itibaren muhtemel tazmin ve geri ödeme yükümlülükleri için yeterli finansal garantilerin sağlanması,
- Dondurulmuş Rus Merkez Bankası varlıklarının bulunduğu tüm AB ülkelerinin plana katılması.
Bu ülkeler arasında Almanya’nın yanı sıra Fransa, İsveç, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Lüksemburg da bulunuyor. AB Komisyonu’na göre, kullanılabilir fonların en büyük kısmı Fransa’da tutuluyor.
Almanya’daki miktar resmi olarak açıklanmıyor
Almanya’da dondurulan Rus Merkez Bankası varlığının tam tutarı kamuoyuna açıklanmadı. Hükümet, bu bilgiyi gizli tutuyor. Ancak AB çevrelerinden sızan bilgilere göre, Almanya’daki rakamın düşük, iki haneli milyon euro seviyesinde olduğu tahmin ediliyor.
“Geri vermek gerekirse kim ödeyecek?”
Üzerinde çalışılan plana göre, eğer dondurulan Rus varlıkları ileride uluslararası mahkeme kararları, siyasi anlaşmalar veya başka nedenlerle Rusya’ya iade edilmek zorunda kalırsa, bu durumda AB ülkeleri devreye girerek ilgili finans kurumlarına güvence sağlayacak.
Yani, Rusya’ya bir gün para geri ödenmek zorunda kalınırsa, bu para doğrudan bankaların kasasından değil, AB ülkelerinin sağlayacağı garanti mekanizmasından karşılanacak. Avrupa Komisyonu, bunun, halk nezdinde “Ukrayna için yeni ortak borçlanma” fikrine kıyasla daha kolay kabul göreceğini savunuyor.
Kanzler Merz ve çok sayıda AB lideri, yılın son düzenli AB zirvesinde bu planın onaylanmasını umuyor. Zirveden çıkacak karar, hem Ukrayna’nın 2026–2027 finansmanı hem de AB’nin Rusya’ya karşı siyasi ve ekonomik kararlılığı açısından belirleyici olacak.


