WİESBADEN – Federal İstatistik Dairesi (Destatis), geçen yıl ülkede sığınma geçmişi olan yaklaşık dört milyon kişinin yaşadığını açıkladı. Açıklanan güncel veriler, 1950 yılından bu yana sığınmacı ve mülteci olarak ülkeye gelip yerleşenlerin yanı sıra İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelenleri de kapsıyor. Bu istatistiklerle birlikte ülkedeki göç dalgasının ulaştığı son boyut resmiyet kazandı.
En büyük grupları Ukrayna ve Suriye kökenliler oluşturuyor
Destatis tarafından paylaşılan verilere göre, 1950 yılından bu yana sığınma ve sürgün mağduru olarak ülkeye 3,3 milyon kişi giriş yaptı ve burada kalmaya devam etti. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, 1950 yılından önce ülkeye gelen sığınmacıların sayısı ise yaklaşık 713 bin olarak kayıtlara geçti. 1950’den sonra ülkeye göç eden sığınmacıların neredeyse yarısını Ukrayna ve Suriye’den gelenler oluşturuyor. Bu iki ülkeden gelen nüfus, güncel sığınmacı tablosunun en büyük itici güçlerinden biri haline gelmiş durumda.
Sığınmacıların en yoğun yaşadığı eyaletler
Nüfusa oranla bakıldığında sığınmacıların en yoğun olarak tercih ettiği ve yaşadığı eyalet Bremen oldu. Bremen’i sırasıyla Hamburg ve Saarland eyaletleri takip ediyor. Sunulan istatistiklerin Mikrozensus (Küçük Nüfus Sayımı) verilerine dayandığı belirtilirken, mülteci barınaklarında kalan kişilerin bu genel toplama dahil edilmediği özellikle vurgulandı.
Yerleşik göçmen toplulukları açısından yeni dengeler
Ülkedeki sığınmacı sayısının dört milyona ulaşması, başta Türkler ve Kürtler olmak üzere uzun yıllardır burada yaşayan yerleşik göçmen toplulukları için de büyük bir önem taşıyor. İş gücü anlaşmalarıyla gelen geleneksel göçmen nüfusu ile son yıllarda sığınma yoluyla gelen yeni nüfus arasındaki demografik değişim, uyum politikalarını ve sosyal tartışmaları doğrudan şekillendiriyor. Yeni sığınmacı dalgaları, uyum bütçelerinden sosyal hizmetlere kadar geniş bir alanı etkilerken, eski göçmen kuşaklarının toplumsal kabul süreçlerindeki rollerini de yeniden tanımlıyor.


