RETHEM – Otomobil dünyasının en ilginç tasarımlarından biri olan ve 1960’lı yıllarda üretilen “Amphicar” tipi yüzen otomobiller, Aşağı Saksonya eyaletindeki Aller Nehri’nde yeniden hayat buldu. Hem karada yol alabilen hem de su üzerinde bir tekne gibi süzülebilen bu nadir klasik araçlar, teknoloji meraklıları ve nostalji tutkunları için görsel bir şölen sundu.
Nesilden nesile aktarılan bir tutku
Berlin Amphicar Kulübü (Amphicar Club Berlin) Üyesi Hans-Joachim Bethge, bu araçların sadece birer hobi olmadığını, aynı zamanda derin bir aile mirası taşıdığını belirtti. Bethge, “Birçoğumuz aslında bu araçları 1960’larda sıfır olarak satın alan kişilerin ikinci veya üçüncü kuşağıyız. Bu araçlar genellikle aile içinde kalıyor,” diyerek otomobillerin manevi değerine dikkat çekti.
Piyasada nadir bulunan teknoloji harikaları
Üretildiği dönemden bu yana sayıları hızla azalan Amphicarlar, günümüzde otomobil piyasasında oldukça nadir bulunan parçalar arasında yer alıyor. Arka kısımlarında bulunan pervaneler sayesinde suda ilerleyebilen araçların iç tasarımı ise oldukça kısıtlı bir alan sunuyor. Bu durum, araçların hem korunmasını zorlaştırıyor hem de koleksiyon değerini artırıyor.

Bethge: Araçlarda yer bulmak oldukça zor
Araçların iç hacmi ve kullanım zorlukları hakkında bilgi veren Bethge, konforlu bir yolculuk için sadece bir ek koltuk bulunduğunu ifade etti. Bethge: Araçta yer bulmak biraz zor çünkü aslında sadece bir tane daha rahat koltuğumuz var. Geri kalan her yer maksimum çocuklar için düşünülmüş.
Bu teknik kısıtlamalar nedeniyle, meraklılar için en iyi seçenek, bu renkli klasiklerin kıyıdan suya yumuşak bir geçişle girişini ve nehir üzerindeki süzülüşünü hayranlıkla izlemek oluyor.



