Dünyanın en saygın sinema etkinliklerinden biri olan 76. Uluslararası Berlin Film Festivali (Berlinale), bu yıl Türkiye kökenli yönetmenlerin damga vurduğu bir ödül törenine sahne oldu. Jüri başkanlığını usta yönetmen Wim Wenders’ın üstlendiği festivalde, bölgedeki toplumsal çatışmaları ve dramı ele alan yapımlar büyük takdir topladı.
Emin Alper’in “Kurtuluş” filmi Gümüş Ayı ödülünü kazandı
Yönetmen koltuğunda Emin Alper’in oturduğu ve çekimleri Batman ile Mardin’de gerçekleştirilen “Kurtuluş” filmi, festivalin en prestijli ikinci ödülü olan Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü’ne layık görüldü. 20 Yıl önce Mardin Bilge Köyü’nde Yaşanan katliamı konu edinen ve gerçek olaylardan esinlenerek beyaz perdeye aktarılan film, bölgedeki derin husumetleri ve toplumsal travmaları etkileyici bir dille anlatıyor.
Başrollerini Caner Cindoruk, Berkay Ateş, Feyyaz Duman ve Naz Göktan’ın paylaştığı yapım, teröristlere karşı koruculuk yapan Hazeran aşireti ile yıllar önce terk etmek zorunda kaldıkları köylerine geri dönen Bezariler arasındaki kan davasını konu alıyor. Film, bu iki grup arasındaki çatışmayı ve geçmişin izlerini profesyonel bir sinematografi ile izleyiciye sunuyor.

İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar” yapımı Altın Ayı sahibi
Festivalin en büyük ödülü olan Altın Ayı ise Berlin’de yaşayan Türkiye kökenli Alman yönetmen İlker Çatak’ın oldu. Çatak’ın yönettiği “Sarı Zarflar” (Gelbe Briefe), festivalin en iyi filmi seçilerek tarihi bir başarıya imza attı. Özgü Namal ve Tansu Biçer’in başrollerini paylaştığı film, siyasi baskılar altında hayatları değişen bir tiyatro oyuncusu ve yazarın hikayesini odağına alıyor.
Film, Türkiye’deki siyasi süreçlerin bireyler üzerindeki yıkıcı etkisini, karakterlerin kaybettiği işleri, evleri ve sarsılan bağları üzerinden derinlemesine inceliyor. Hem Emin Alper hem de İlker Çatak’ın kazandığı bu ödüller, 76. Berlinale’nin en çok konuşulan olayları arasında yer alarak Türk sinemacıların uluslararası alandaki başarısını bir kez daha tescilledi.


