Köln– Son dönemde Almanya’daki iltica başvurularına ilişkin en çok sorulan soru bu.
“Almanya Türkiye’den iltica kabul etmeyi durdurdu mu?” Kısa yanıt net; hayır, tamamen durdurmadı. Ancak pratikte tablo çok daha çarpıcı. Türkiye’den iltica kabulü eskisine kıyasla son derece zorlaştı.
Risk değerlendirmesi değişti
Almanya, iltica kararlarını bireysel dosyalar üzerinden verse de, bu kararların temelinde her zaman ülkelere ilişkin genel siyasi ve insani risk değerlendirmesi yer alıyor. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), başvuruları değerlendirirken Cenevre Sözleşmesi’nde tanımlanan kriterleri esas alıyor.
Son dönemde Türkiye’ye ilişkin bu genel değerlendirmede belirgin bir değişim yaşanmış durumda. Özellikle Türkiye’deki siyasi atmosfer, kamuoyuna yansıyan “yeniden başlayan çözüm süreci” tartışmaları ve yumuşama mesajları, Alman makamlarının Türkiye’yi artık “sistematik siyasi baskının sürdüğü bir ülke” olarak görmemesine yol açıyor.
İltica (Asyl) başvurularının çoğu reddediliyor!
Bu yaklaşımın sahadaki sonucu ise net. Son aylarda Türkiye’den yapılan iltica başvurularının çok büyük bir bölümü reddediliyor.
Başvurularda sunulan belge ve anlatımların, genel ülke değerlendirmesini değiştirmeye yetmediği görülüyor.
Yetkililer, bireysel mağduriyet iddialarının ancak çok somut, kişiye özel ve doğrudan kanıtlanabilir olması hâlinde dikkate alınabildiğini vurguluyor. Genel siyasi görüşler, sosyal medya paylaşımları ya da soyut baskı anlatıları, kabul için yeterli sayılmıyor.
Belirleyici olan Cenevre Sözleşmesi
Almanya’daki iltica kararlarında temel ölçüt, Cenevre Mülteci Sözleşmesi’ne göre yapılan siyasi, dini ve insani risk analizi olmaya devam ediyor. Bu analizde, başvuru sahibinin ülkesine geri dönmesi hâlinde kişisel ve ciddi bir tehlike altında olup olmadığı esas alınıyor.
Türkiye’ye ilişkin mevcut genel değerlendirme değişmediği sürece, uzmanlara göre, iltica kabul oranlarının kısa vadede yükselmesi beklenmiyor.
Almanya Türkiye’den iltica başvurularını hukuken kapatmış değil. Ancak fiili uygulamada, kabul ihtimali istisnai hâle gelmiş durumda. Bu nedenle uzmanlar, başvuru yapmayı düşünen kişilerin süreci iyi analiz etmeden, duygusal beklentilerle hareket etmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor.



