STUTTGART – Alman otomobil üreticisi Mercedes-Benz, 2026 yılının ilk çeyreğine dair mali verilerini açıkladı. Stuttgart merkezli şirketin verileri, küresel otomotiv piyasasındaki zorlu koşulları ve özellikle Asya pazarındaki durgunluğu gözler önüne serdi. Yılın ilk üç ayında şirketin net kârı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 17 oranında azalarak 1,43 milyar avroya geriledi.
Çin pazarındaki durgunluk bilançoyu vurdu
Şirketin yaşadığı kâr ve ciro kaybının arkasındaki en büyük neden, en önemli pazarlarından biri olan Çin’deki satışların zayıflaması olarak gösterildi. Mercedes’in toplam satış hacmi dünya genelinde yüzde 6 oranında düşerken, Çin pazarındaki talep daralması operasyonel marjları da aşağı çekti. Otomobil birimindeki operasyonel kâr marjı yüzde 4,1 seviyesine gerileyerek son yılların en düşük seviyelerinden birini gördü.
Hafif ticari araçlar ve ABD pazarı teselli oldu
Otomobil satışlarındaki düşüşe rağmen, Mercedes-Benz Vans (hafif ticari araçlar) bölümü sergilediği performansla bilançoyu dengeledi. Ticari araç biriminin faiz ve vergi öncesi kârı (EBIT), satışlardaki hafif düşüşe rağmen yüzde 71 oranında artarak 392 milyon avroya ulaştı. Ayrıca Kuzey Amerika pazarındaki yüzde 20’lik satış artışı, Çin’den gelen kaybın bir kısmını telafi etti.
İkinci yarıda model atağı bekleniyor
Mercedes-Benz yönetimi, ilk çeyrekteki zayıf başlangıca rağmen 2026 yılı hedeflerini koruduğunu açıkladı. Şirket, yılın ikinci yarısında piyasaya sürülecek yeni modeller ve güçlü sipariş stoğu sayesinde finansal tabloların düzeleceği konusunda iyimser bir tablo çiziyor. Özellikle elektrikli araç (BEV) satışlarındaki yüzde 9’luk artış, markanın dönüşüm stratejisinin sürdüğüne işaret ediyor.
Göçmen çalışanlar ve Almanya fabrikaları
Mercedes-Benz, Almanya’da binlerce Türk ve göçmen kökenli işçiye istihdam sağlayan en büyük işverenlerden biri konumunda. Şirketin “Own Retail” (Öz mülkiyet perakende) stratejisi kapsamında Almanya’daki bazı satış noktalarını devretme kararı ve maliyet düşürme planları, çalışanlar ve sendikalar tarafından yakından takip ediliyor. Kâr marjlarındaki düşüşün, fabrikalardaki üretim planlamaları ve istihdam politikaları üzerinde uzun vadeli baskı oluşturup oluşturmayacağı merak konusu olmaya devam ediyor.


