BERLİN – Orta Doğu’da dengelerin sarsıldığı 28 Şubat günü, küresel havacılık radar sistemlerine yansıyan bir rota tüm dünyanın dikkatini Almanya’nın başkentine çevirdi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırıları düzenlediği ve İran Dini Lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybettiğinin iddia edildiği saatlerde, İsrail’in en üst düzey devlet uçağı olan Boeing 767 tipi “Siyon Kanadı” (Wing of Zion), Berlin Brandenburg Havalimanı’na (BER) iniş yaptı.
Akdeniz üzerinde sekiz saatlik belirsiz bekleyiş
Tel Aviv’den havalanan uçak, doğrudan bir rota izlemek yerine Akdeniz üzerinde yaklaşık sekiz saat boyunca tur attı. Bölgedeki askeri hareketliliğin zirve yaptığı anlarda uçağın rotasını aniden Berlin’e çevirmesi, havacılık uzmanları tarafından “stratejik bir güvenlik hamlesi” olarak yorumlandı. Gece yarısı Berlin’e teker koyan uçağın, İran’ın olası misilleme saldırılarından korunmak amacıyla Almanya’yı “güvenli liman” olarak seçtiği ifade ediliyor.
Resmi makamlar sessiz: Netanyahu Berlin’de mi?
Alman resmi makamları, uçağın gelişi ve içindeki yolcuların kimliğine dair derin bir sessizliğe büründü. Alman Basın Ajansı’nın (dpa) aktardığı bilgilere göre uçak, Berlin havalimanının özel güvenli bölmesine çekildi. En büyük soru işareti ise uçağın içinde Başbakan Benjamin Netanyahu’nun bulunup bulunmadığı yönünde. Konuyla ilgili ne Berlin’den ne de Tel Aviv’den henüz resmi bir doğrulama gelmedi.
Ancak Başbakan Friedrich Merz’in aynı gün içinde Netanyahu ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği haberi, uçağın Berlin’e inişiyle ilgili koordinasyon sağlandığı ihtimalini güçlendiriyor.
Siyon Kanadı: Havada bir komuta merkezi
İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait olan ve “4X-ISR” tesciliyle uçan Siyon Kanadı, sadece devletin en üst düzey isimlerinin kullanımı için tasarlandı. Yaklaşık 200 milyon dolarlık bir maliyetle modernize edilen uçak, füze savunma sistemleri ve ileri düzey kriptolu iletişim altyapısıyla “havadaki kale” olarak nitelendiriliyor. Uçağın Berlin’de ne kadar kalacağı veya buradan başka bir noktaya geçip geçmeyeceği ise belirsizliğini koruyor.
Almanya’daki göçmen toplumunun güvenliği ve bölgedeki yankıları
Orta Doğu’daki çatışmaların merkezindeki bir uçağın Berlin’e sığınması, Almanya’da yaşayan Türk, Kürt ve Arap toplumları başta olmak üzere tüm göçmen kesimler arasında da yakından takip ediliyor. Almanya’nın bu krizdeki “güvenli bölge” rolü, ülkede güvenlik önlemlerinin artırılmasına ve siyasi tartışmaların alevlenmesine neden oldu.
Özellikle Berlin’deki yoğun göçmen nüfusu, Orta Doğu’daki bu sıcak gelişmelerin Almanya iç siyasetine ve sokaktaki güvenliğe nasıl yansıyacağını endişeyle izliyor. Analistler, Almanya’nın bu süreçte üstlendiği lojistik ve diplomatik rolün, önümüzdeki günlerde hükümet üzerinde yeni bir baskı oluşturabileceğini belirtiyor.


