BERLİN – Orta Doğu’da beş haftadır süren çatışmaların küresel piyasalara yansıması, Almanya’daki akaryakıt istasyonlarında rekor fiyat artışlarına neden oldu. Paskalya tatili döneminde zirve yapan benzin ve dizel fiyatları, hem tüketicileri hem de siyaseti hareketlendirdi. Hükümet, artan maliyetlere karşı çözüm arayışını sürdürürken, ulaşımda kısıtlama yerine destekleme formülleri üzerinde duruyor. Hükümet artan maliyetleri düşürmek için yol parası tazminatının arttırılmasını tartışıyor.
İran Savaşı’nın gölgesinde akaryakıt krizi
İran’da beşinci haftasına giren savaş, küresel enerji yollarını ve tedarik zincirini derinden sarsmaya devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Tahran yakınlarındaki stratejik noktaların bombalanmasının ardından İran rejimine yönelik sert uyarılarını sürdürüyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise altyapı tesislerine yönelik saldırıların devam edeceğini açıkladı.

Bölgedeki bu istikrarsızlık, Almanya’daki pompa fiyatlarının daha önce görülmemiş seviyelere çıkmasına yol açtı. Hükümetin fiyatları kontrol altına almak amacıyla devreye aldığı “Avusturya modeli” düzenlemesine rağmen, akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş trendi durdurulamıyor.
Bakan Reiche: Hız sınırı çözüm değil
Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, akaryakıt fiyatlarındaki artışa karşılık gündeme gelen genel hız sınırı ve “otomobilsiz pazar günü” gibi önerilere kapıyı kapattı. Augsburger Allgemeine gazetesine konuşan Reiche, yakıt fiyatlarının Alman yollarında değil, dünya piyasalarında belirlendiğini vurguladı.

Bakan Reiche, hız kısıtlamalarının fiyatlar üzerinde kayda değer bir etkisi olmayacağını savunarak, bunun yerine vatandaşları doğrudan rahatlatacak mali önlemlere odaklandıklarını belirtti. Bu kapsamda, hane halkı için elektrik vergisinin düşürülmesi ve çalışanlara yönelik desteklerin artırılması planlanıyor.
Göçmen çalışanlar için yol parası desteği kritik önemde
Almanya’da yaşayan ve özellikle sanayi ile hizmet sektöründe çalışan gurbetçiler ve diğer göçmen topluluklar için akaryakıt zamları ciddi bir geçim derdi haline gelmiş durumda. İş yerlerine gitmek için araç kullanmak zorunda olan “Pendler” (işe gidiş-dönüş yapanlar) grubu, bütçelerindeki en büyük deliği ulaşım masraflarının oluşturduğunu belirtiyor.
Hükümet, bu kesimi korumak adına Pendlerpauschale (yol parası tazminatı) miktarını artırmayı tartışıyor. Göçmen dernekleri ve işçi temsilcileri, artan enflasyon karşısında bu desteğin bir an önce hayata geçirilmesinin, dar ve orta gelirli göçmen ailelerin ekonomik sürdürülebilirliği için hayati olduğunu vurguluyor.
Toplu taşımada indirim çağrısı: Tren biletleri yarı fiyatına mı düşecek?
Akaryakıt krizine karşı bir diğer öneri de demir yollarından geldi. Demir Yolu ve Taşımacılık Birliği (EVG) Başkanı Martin Burkert, vatandaşları yüksek petrol fiyatlarından korumak için toplu taşımanın cazip hale getirilmesini önerdi.

Burkert’in teklifi şu başlıkları kapsıyor:
- Deutschlandticket (Almanya Bileti) için ciddi oranda indirim yapılması.
- Uzun mesafeli tren seferlerinde bilet fiyatlarının yarıya indirilmesi.
Ancak bu önerinin uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri bulunuyor. Alman Demir Yolları’nın (DB) milyarlarca avroluk borcu ve eyaletlerin ek finansman sağlama konusundaki isteksizliği, ucuz bilet formülünün önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Tüketiciyi korumak için esnek fiyat tavanı önerisi
Tüketiciyi Koruma Bakanı Stefanie Hubig, Rheinische Post’a yaptığı açıklamada, ani ve aşırı fiyat dalgalanmalarını önlemek amacıyla “esnek bir fiyat tavanı” modelini savundu. Hubig, petrol şirketlerinin kâr marjlarını denetleyecek bir mekanizmanın kurulması gerektiğini belirtti.

Hükümet ortakları arasında fiyat tavanı ve hız sınırı gibi konularda görüş ayrılıkları sürerken, Berlin yönetiminin önümüzdeki günlerde kapsamlı bir “enerji ve ulaşım destek paketi” açıklaması bekleniyor.


