BERLİN – Almanya’nın başını çektiği beş Avrupa Birliği (AB) ülkesinin, sığınma talebi reddedilen göçmenleri Avrupa toprakları dışında tutma planında yeni detaylar gün yüzüne çıktı. Avusturya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan ile varılan mutabakat çerçevesinde, iltica süreci olumsuz sonuçlanan kişilerin gönderileceği “geri dönüş merkezleri” için Kuzey Irak ve Tunus üzerinde yoğunlaşıldığı öğrenildi. Bu adım, Avrupa’nın göç politikasında “Ruanda Modeli” benzeri bir dışsallaştırma sürecine geçişi olarak yorumlanıyor.
Hedef bölgeler: Kuzey Irak ve Tunus
Düzensiz göçle mücadele kapsamında hazırlanan taslağa göre, AB dışındaki bu merkezlerin kurulması için diplomatik temaslar hızlandırıldı. Planlanan kampların özellikle Kuzey Irak ve Tunus gibi stratejik noktalarda inşa edilmesi öngörülüyor.
Bu bölgelerin seçilme nedeni olarak; bölge ülkeleriyle olan mevcut güvenlik iş birlikleri ve bu coğrafyaların göç rotaları üzerindeki anahtar konumları gösteriliyor. Geri dönüş merkezlerine transfer edilecek kişilerin, kendi ülkelerine iadeleri gerçekleşene kadar bu kamplarda “zorunlu ikamete” tabi tutulması planlanıyor.
Sınır dışı işlemlerinde yeni strateji
Almanya ve müttefikleri, sığınma hakkı alamayan kişilerin Avrupa sınırları içinde kalmaya devam etmesinin “sistem üzerinde sürdürülemez bir yük” oluşturduğunu savunuyor. Federal hükümet kaynakları, Kuzey Irak ve Tunus’taki kampların, sığınmacılar için bir “caydırıcılık” unsuru oluşturacağını ve iltica sisteminin suistimal edilmesinin önüne geçeceğini belirtiyor.
İnsan hakları savunucuları tepkili: Hukuki boşluk riski
Planın detaylarının ortaya çıkmasıyla birlikte, insan hakları örgütlerinden sert eleştiriler yükseldi. Eleştirmenler, Kuzey Irak ve Tunus gibi bölgelerdeki insan hakları standartlarının ve hukuki denetim mekanizmalarının AB standartlarının altında olduğuna dikkat çekiyor. Sığınmacıların bu bölgelere gönderilmesinin “uluslararası koruma yükümlülüklerinden kaçmak” anlamına geldiği savunuluyor.
Almanya’daki göçmen toplumu için anlamı
Bu yeni plan, Almanya’da yaşayan geniş göçmen kitlesi, özellikle de Irak ve çevre ülkelerden gelen toplumlar arasında büyük bir yankı uyandırdı. Özellikle Kuzey Irak’ta (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi – IKBY) bir kamp kurulması ihtimali, bu bölgeden Almanya’ya sığınan ve henüz oturum hakkı alamayan kişiler için ciddi bir belirsizlik ve endişe kaynağı oluşturuyor.
Almanya’daki Türk ve Kürt dernekleri, bu tür merkezlerin “göçmenlerin kriminalize edilmesi” algısını güçlendirebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, yasal statüde bulunan gurbetçiler ise düzensiz göçün kontrol altına alınmasının, aşırı sağın yükselişini engelleyebileceği ve toplumsal huzuru koruyabileceği görüşüyle bu tür önlemlere temkinli bir destek veriyor.
Hükümetin bir sonraki adımı ne olacak?
Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki hükümetin, söz konusu ülkelerle ikili anlaşmalar imzalamak üzere yakın zamanda heyetler göndermesi bekleniyor. Tunus hükümeti ile yapılacak pazarlıklarda mali yardım paketlerinin, Kuzey Irak ile yapılacak görüşmelerde ise güvenlik ve ekonomik iş birliği vaatlerinin masada olacağı tahmin ediliyor.



