FRANKFURT – Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde (Landgericht), 20 Ağustos 2024 tarihinde kentin en kalabalık noktalarından biri olan merkez istasyonunda gerçekleşen silahlı saldırıya ilişkin dava süreci başladı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayda, sekiz sanık planlayarak adam öldürme ve suça iştirak suçlamalarıyla hakim karşısına çıktı.
Türkiye’deki husumet Frankfurt’a taşındı
İddianameye göre cinayetin arkasında, Türkiye’de iki aile arasında uzun yıllardır devam eden kan davası yatıyor. 2024 yılının Ağustos ayında gerçekleşen saldırıda, 56 yaşındaki ana sanık, 27 yaşındaki kurbana istasyon peronunda yakın mesafeden ateş ederek başından vurmuştu. Kurban olay yerinde hayatını kaybederken, zanlı kaçmaya çalışırken Federal Polis (BPOL) ekipleri tarafından istasyon içerisinde kıskıvrak yakalanmıştı.
“İnfaz kararı kan davası nedeniyle alındı”
Savcılık makamı, bu cinayetin planlı bir “kan davası” (Blutrache) olduğunu vurguluyor. Olaydan yaklaşık üç ay önce, öldürülen gencin amcasının, sanık ailesinden birini öldürdüğü ve bu saldırının bir intikam eylemi olarak gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Mahkemede yargılanan sanıklardan yedisi doğrudan cinayetle, biri ise suç işlemek üzere gizli ittifak kurmakla suçlanıyor.

Mahkeme süreci Temmuz ayına kadar sürecek
Frankfurt Eyalet Mahkemesi, davanın kapsamı ve delillerin incelenmesi süreci nedeniyle duruşmaların Temmuz ayına kadar devam etmesini kararlaştırdı. Duruşma süresince Türkiye’deki aileler arasındaki husumetin detayları ve sanıkların olaydaki rolleri titizlikle incelenecek. Mahkeme yetkilileri, davanın güvenlik önlemleri altında devam edeceğini belirtti.
Başsavcı Mies: 20 yıllık meslek hayatımda bir ilk
Frankfurt Savcılığı Basın Sözcüsü Başsavcı Dominik Mies, Hessen Radyo Televizyon Kurumu’na (HR) yaptığı açıklamada, cinayetin arkasında “kan davası” motifinin yattığını belirtti. Mies, soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte olayın boyutlarının netleştiğini ifade ederek, “20 yıllık savcılık hayatımda ilk kez bir cinayet için aynı anda yedi şüpheliyi kasten öldürmekten yargılıyoruz” dedi. Başsavcı, zanlıların dijital materyallerinde yapılan incelemelerin, cinayetin ne kadar koordineli işlendiğini kanıtladığını vurguladı.
İddianamedeki ağır suçlamalar ve sanıkların rolleri
Savcılık makamı tarafından hazırlanan iddianamede, ana zanlıya “canavarca hisle ve haince tasarlayarak ortaklaşa cinayet işlemek” ve Almanya Silah Kanunu’na (WaffG) muhalefet suçlamaları yöneltiliyor. İncelenen delillere göre, sanıkların her birinin infaz sürecinde farklı görevler üstlendiği görülüyor:
- Pusu ve Takip: Yaşları 22 ile 29 arasında değişen sanıkların, maktulün tren güzergahını takip ederek Mainz Ana Tren İstasyonu’nda da pusu kurdukları belirlendi.
- Dijital Takip: 29 yaşındaki bir sanığın, maktulün konumunu sosyal medya ve anlık paylaşımlar üzerinden takip ederek tetikçiye bilgi aktardığı iddia ediliyor.
- Koordinasyon: 34 yaşındaki bir Alman vatandaşının ise tüm zanlılar arasındaki iletişimi yöneterek cinayeti koordine ettiği ileri sürülüyor.
- Lojistik Destek: 39 yaşındaki bir diğer şüphelinin, cinayet anında tetikçiye eşlik ederek doğrudan destek verdiği belirtiliyor.
Olay Şanlıurfa ve Antalya’ya uzanıyor
Alman medyasında yer alan ve Türkiye kaynaklı yerel bilgilere dayandırılan haberlere göre, dehşet verici infazın kökeni Şanlıurfa’ya kadar uzanıyor. Ö. ve E. aileleri arasında geçmişte başlayan husumetin, ailelerin Antalya’ya göç etmesiyle tırmandığı aktarılıyor.
Kayıtlara göre, 2016 yılında Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde, Frankfurt’ta öldürülen 27 yaşındaki maktulün babası karşı aile tarafından öldürülmüştü. Frankfurt’taki olaydan sadece üç ay önce ise maktulün, Antalya’nın Serik ilçesinde babasının intikamını almak amacıyla karşı aileden bir kişiyi öldürdüğü ve ardından yasa dışı yollarla Almanya’ya kaçtığı iddia ediliyor.
Sanıklar ömür boyu hapis cezası ile karşı karşıya
Hakim karşısına çıkacak olan sekiz sanıktan yedisi, Alman Ceza Kanunu’nun (StGB) 211’inci maddesi uyarınca “nitelikli cinayet” suçlamasıyla yargılanacak. Almanya hukuk sisteminde bu suçun karşılığı doğrudan ömür boyu hapis cezası olarak öngörülüyor. Cinayete doğrudan müdahil olmadığı tespit edilen ancak planlama aşamasında yer alan sekizinci sanık ise “suç işlemek üzere anlaşmak” suçundan yargılanacak. Davanın ilk duruşmasında, aileler arasındaki mesajlaşmaların ve dijital kanıtların detaylı şekilde dosyaya girmesi bekleniyor.


