BERLİN – Almanya genelinde Cuma günü sokağa çıkan binlerce öğrenci, hükümetin hayata geçirdiği yeni askerlik hizmeti modelini ve olası bir zorunlu askerlik (Wehrpflicht) ihtimalini protesto etti. Başkent Berlin başta olmak üzere birçok şehirde düzenlenen “okul grevleri”, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ve Nasyonal Sosyalizmden kurtuluşun 81. yıl dönümü olan 8 Mayıs gibi tarihi bir günde gerçekleştirildi.
Öğrencilerin talebi: Okullarda asker değil barış eğitimi
Protestolara katılan öğrenciler, eğitimin askerileştirilmesine karşı çıkarak savunma politikalarındaki sertleşmenin durdurulmasını talep ediyor. Eyleme katılan öğrencilerden Ronja Ruh, taleplerini şu sözlerle dile getirdi: “Askerlik Hizmeti Modernizasyon Yasası’nın geri çekilmesini ve bu yasada daha fazla sertleşmeye gidilmemesini talep ediyoruz. Zorunlu askerliğe doğru bir adım daha atılmamalı. Ordu (Bundeswehr) okullardan çıkarılmalı; biz daha fazla askerileşme yerine barış eğitimi verilmesinden yanayız.”
Yeni askerlik yasası ne getiriyor?
Almanya’da 1 Ocak’ta yürürlüğe giren “Askerlik Hizmeti Modernizasyon Yasası”, 2008 ve sonrası doğumlu genç erkekler için zorunlu yoklamayı (Musterung) temel alıyor. Hükümetin bu düzenlemedeki temel amacı, gönüllülük esasına dayalı olarak ordu kadrolarını genişletmek. Ancak yasaya göre, hedeflenen personel sayılarına ulaşılamaması durumunda Federal Meclis (Bundestag) yeniden tam kapsamlı bir zorunlu askerlik kararı alabilecek.
Protestolar 2025 yılından bu yana sürüyor
Federal hükümetin askerlik planlarına yönelik tepkiler yeni değil. Aralık 2025’ten bu yana ülke genelinde düzenli olarak protesto gösterileri organize ediliyor. Özellikle genç kuşağı ve göçmen kökenli ailelerin çocuklarını yakından ilgilendiren bu düzenleme, toplumun farklı kesimlerinde güvenlik politikaları ile sivil haklar arasındaki dengenin tartışılmasına neden oluyor.
Tarihi günde barış mesajı
Gösterilerin 8 Mayıs’ta yapılması, sembolik bir önem taşıyor. 81 yıl önce Avrupa’da savaşın sona erdiği bu anlamlı günde öğrenciler, silahlanma ve zorunlu hizmet yerine diplomatik çözümlerin ve barış odaklı eğitim modellerinin önceliklendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Federal hükümetin, artan bu toplumsal direnç karşısında yasanın uygulama sürecinde nasıl bir yol izleyeceği ise merak konusu olmaya devam ediyor.



