BRÜKSEL – Avrupa genelinde uzun süredir tartışmalara neden olan ve üye ülkeler arasındaki sığınmacı krizine çözüm getirmesi hedeflenen Ortak Avrupa Sığınma Sistemi (GEAS) reformu bu cuma günü itibarıyla yürürlüğe giriyor. Yeni dönemde mülteci prosedürlerinin hızlandırılması, üye ülkeler arasında zorunlu dayanışma mekanizmasının kurulması ve üçüncü ülkelerde geri gönderme merkezlerinin açılması gibi radikal adımlar hayata geçirilecek. Düzenleme, sığınma hakkı arayan kişilerin süreçlerini sınır hatlarında tamamlamasını öngörüyor.
Dış sınırlardaki ülkelere mali ve lojistik destek sağlanacak
Yürürlüğe giren yeni sığınma reformu, mültecilerin Avrupa birliği topraklarına ilk ayak bastığı dış sınır ülkelerinin üzerindeki yükü hafifletmeyi amaçlıyor. Mevcut uygulamada olduğu gibi sığınma başvurularının hukuki işlemlerinden yine ilk giriş yapılan sınır ülkeleri sorumlu olmaya devam edecek. Ancak yeni dayanışma mekanizması kapsamında diğer üye devletler, bu sınır ülkelerine finansal yardımlar, ayni katkılar sağlamak veya belirli sayıda sığınmacıyı kendi ülkelerine kabul etmek (relokasyon) suretiyle destek olmak zorunda kalacak.
Almanya sınırlarındaki kontroller bir süre daha devam edecek
Söz konusu reformun yürürlüğe girmesi, ilk etapta federal sınırlardaki mevcut uygulamaları doğrudan değiştirmeyecek. İçişleri Bakanlığı yetkilileri, sınır hatlarında halihazırda uygulanan sabit iç sınır kontrollerinin ve yasa dışı geçiş teşebbüslerine yönelik geri çevirme işlemlerinin aynen devam edeceğini bildirdi. Ancak Federal Hükümetin beklentileri doğrultusunda AB genelindeki bu yeni sistemin başarıyla işlemesi ve dış sınırların etkin korunması durumunda, ilerleyen süreçte iç sınırlardaki kontroller kademeli olarak gevşetilebilecek.
Sınır merkezlerinde aileler dahil gözaltı benzeri süreçler yaşanabilir
Yeni sistemin en çok eleştirilen ve tartışılan yönlerinden biri, AB dış sınırlarında kurulacak olan özel hızlandırılmış sığınma kampları oldu. Bu kamplara alınan sığınmacıların başvuru sonuçlanana kadar ülkeye girişine izin verilmeyecek ve merkezleri terk etmeleri yasaklanacak. Uzmanlar, bu durumun mülteciler için haftalar süren gözaltı benzeri (haftähnlich) koşullar yaratacağına dikkat çekiyor. Sınır hatlarındaki bu sertleştirilmiş izolasyon prosedürü, çocuklu aileleri ve refakatsiz minörleri de kapsayacak şekilde uygulanacak.
Ayrıca AB dışındaki üçüncü ülkelerde sığınma ve geri gönderme merkezlerinin kurulması fikri de masada bulunuyor. Ancak bu merkezlerin yasal olarak faaliyete geçebilmesi için üye devletlerin ve Avrupa Parlamentosunun (AP) resmi onayı gerekiyor. Bununla birlikte, hangi üçüncü ülkelerin kendi topraklarında bu tür mülteci kamplarının kurulmasını kabul edeceği konusu henüz netlik kazanmış değil.
Yeni iltica kuralları göçmen toplumunu ve aile birleşimlerini nasıl etkileyecek
Avrupa Birliği kurumlarının uzlaşısıyla yürürlüğe giren GEAS reformu, Almanya’da yerleşik olarak yaşayan Türkiye kökenli göçmenleri ve farklı diasporaları sosyo-hukuki açıdan yakından ilgilendiriyor. Özellikle Türkiye ve çevre ülkelerden Almanya’ya sığınma talebiyle gelmek isteyenlerin ya da buradaki akrabalarının yanına ulaşmaya çalışan kişilerin başvuruları, artık doğrudan dış sınırlardaki kamplarda çok daha katı kurallarla filtrelenecek. Sınır prosedürlerinin sertleşmesi ve gözaltı benzeri kamp uygulamaları, iltica rotalarındaki insani dramları tetikleme riski barındırıyor.
Diğer taraftan, göçmen danışmanlık merkezleri ve Türk sivil toplum kuruluşları (STK), bu tür bürokratik zorlaştırmaların dolaylı olarak yasal aile birleşimi süreçlerine de olumsuz yansıyabileceği konusunda endişeli. İltica prosedürlerinin üçüncü ülkelere devredilmesi veya sınır hatlarında kişilerin uzun süre mahsur kalması, Avrupa’da akrabaları bulunan göçmen ailelerin bir araya gelmesini zorlaştırabilir. İnsan hakları savunucuları ve göçmen dernekleri, Avrupa’nın güvenlik odaklı sığınma politikalarının, temel insan hakları ve sığınma özgürlüğü ilkeleriyle çelişmemesi gerektiğinin altını çiziyor.


