BERLİN – Ülkede son dönemde yargı kararlarıyla yeniden alevlenen “siyasetçilere hakaret” tartışmalarına ilişkin kamuoyunun nabzı tutuldu. RTL ve “Stern” yayın organları için Forsa araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen güncel ankete göre, Almanya genelinde seçmenlerin büyük çoğunluğu siyasetçileri hakaret, iftira ve karalamaya karşı koruyan yasa maddesinin yürürlükte kalmasından yana görüş bildirdi. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) arasında görüş ayrılıklarına neden olan konu, yargıya taşınan son davaların ardından kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
Vatandaşların yüzde 58’i mevcut düzenlemenin korunmasını istiyor
Yapılan anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 58’i Ceza Kanunu’nun (StGB) siyasetçilere hakareti düzenleyen 188. maddesinin mevcut haliyle korunması gerektiğini savundu. Buna karşın, söz konusu düzenlemenin tamamen kaldırılmasını ve siyasetçilerin de sıradan vatandaşlarla aynı hukuki statüde yargılanmasını talep edenlerin oranı yüzde 38’de kaldı. Toplumdaki bu belirgin çoğunluk, demokratik kurumların ve bu kurumları temsil eden aktörlerin dijital veya fiziksel saldırılara karşı yasal koruma altında kalmaya devam etmesi gerektiğine inanıyor.
Tartışmanın fitili Başbakan Merz’e yönelik “Lügenfritz” ifadesiyle ateşlendi
Federal düzeyde yürütülen bu hukuki tartışmanın yeniden hararetlenmesinin arkasında, yakın zamanda mahkemelerden çıkan emsal kararlar yer alıyor. Bu kararlar arasında en çok dikkat çekeni, sosyal medya platformu Facebook üzerinden Başbakan Friedrich Merz hakkında “Lügenfritz” (Yalancı Fritz) ifadesini kullanan bir vatandaşa yönelik çıkarılan adli ceza ihbarnamesi oldu. Mevcut haliyle 2021 yılından bu yana yürürlükte olan 188. madde, siyasi yaşamda aktif olan kişileri kamuya açık alanda yapılan hakaret, asılsız iddia ve organize itibar suikastlarına karşı koruyor. Bu madde kapsamında suçlu bulunan kişiler, üç yıla kadar hapis cezası veya ağır para cezalarıyla karşı karşıya kalabiliyor.
Dijital hakaret yasası göçmen kökenli siyasetçileri ve esnafı nasıl etkiliyor
Siyasetçilere yönelik koruma kalkanının meclis ve toplum nezdinde tartışılması, ülkede sayıları giderek artan göçmen kökenli ve özellikle Türkiye kökenli yerel siyasetçiler açısından büyük bir önem taşıyor. Belediye meclislerinde, eyalet parlamentolarında ve Federal Mecliste (Bundestag) görev yapan Türk ve göçmen kökenli politikacılar, özellikle aşırı sağcı çevreler tarafından sosyal medyada sıkça ırkçı hakaretlerin, nefret söylemlerinin ve karalama kampanyalarının hedefi haline getiriliyor. Göçmen hakları savunucuları, 188. maddenin esnetilmesi veya kaldırılması durumunda, azınlık mensubu siyasetçilere yönelik dijital şiddetin daha da tırmanmasından ve bu durumun göçmenlerin aktif siyasete katılım motivasyonunu kıracağından endişe ediyor.
Diğer taraftan, sosyal mecraları ticari amaçlarla aktif olarak kullanan göçmen kökenli esnaflar ve dijital içerik üreticileri için de hakaret hukukundaki keskin sınırların bilinmesi hayati önem taşıyor. Uzmanlar, dükkan, restoran veya dijital platform hesapları üzerinden siyasi figürlere yönelik yapılacak ölçüsüz eleştirilerin veya hakaret içerikli paylaşımların, işletmeler için ciddi hukuki ve mali yaptırımlara yol açabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.


