FRANKFURT – Federal Hükümetin güncel verilerine göre, geçtiğimiz yıl federal demiryolu şirketi Deutsche Bahn (DB) çalışanlarına yönelik yaklaşık 2 bin 700 fiziki saldırı vakası tespit edildi. DB personelini hedef alan şiddet olaylarının bir önceki yıla oranla yüzde 11 artış göstermesi üzerine şirket yönetimi, hem çalışanları hem de yolcuları korumak amacıyla geniş kapsamlı bir güvenlik paketini devreye sokmaya hazırlanıyor. Özellikle temmuz ayı itibarıyla istasyonlarda ve vagonlarda yeni bir test aşamasına geçileceği açıklandı.
Koruyucu yelekler ve yapay zekalı kameralar geliyor
Şiddet sarmalının önüne geçmek isteyen DB, çalışanların can güvenliğini sağlamak amacıyla teknolojik ve fiziki tedbirleri eş zamanlı olarak artırıyor. Bu kapsamda kondüktörler ve güvenlik personeli için gönüllülük esasına dayalı yaka kameraları (bodycam) kullanımı yaygınlaştırılıyor. Bunun yanı sıra peronlardaki video görüntülerinin yapay zeka (YZ) destekli yazılımlarla anlık olarak analiz edilmesi ve riskli hatlardaki trenlerde refakatçi tren görevlisi sayısının iki katına çıkarılması kararlaştırıldı. Şirket verileri, yaka kameralarının caydırıcı bir etki yarattığını ortaya koyuyor; nitekim kameraların aktif hale getirildiği 500’den fazla olay arasında sadece bir vakada ağır fiziki saldırı engelenemedi. Ayrıca, temmuz ayından itibaren riskli bölgelerde görev yapan personelin test amaçlı olarak bıçaklanmaya karşı dayanıklı çelik yelekler giymeye başlayacağı bildirildi. Alınan bu radikal kararların arkasında, şubat ayı başında bir tren görevlisinin uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi yatıyor.
Güvenlik krizi göçmen çalışanları ve yolcuları doğrudan etkiliyor
Demiryolu ulaşımında tırmanan bu güvenlik krizi, ülkede yaşayan göçmen toplumu ve özellikle Türkiye kökenli vatandaşlar açısından çok boyutlu bir önem taşıyor. DB bünyesinde makinist, istasyon görevlisi, kondüktör ve güvenlik personeli olarak görev yapan binlerce göçmen kökenli çalışan bulunuyor. Saha görevlerinde çalışan Türkiye kökenli DB personeli, hatlarda yükselen sözlü ve fiziki şiddetin doğrudan mağduru olma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Göçmen işçiler, özellikle gece vardiyalarında ve banliyö trenlerinde can güvenliklerinin sağlanması adına çelik yelek ve YZ destekli izleme gibi yeni uygulamaların bir an önce kalıcı hale getirilmesini talep ediyor.
Öte yandan, büyük şehirlerdeki yoğun nüfusa sahip göçmen topluluklar, işe gidiş gelişlerde ve şehirler arası seyahatlerde en önemli ulaşım alternatifi olarak tren hatlarını kullanıyor. Tren istasyonlarında ve vagonlarda güvenlik zafiyetinin oluşması, göçmen ailelerin, gençlerin ve özellikle yaşlı yolcuların toplu taşımayı kullanırken tedirginlik yaşamasına neden oluyor. Türk sivil toplum kuruluşları da trenlerdeki şiddet dalgasının toplumsal huzuru tehdit ettiğini belirterek, peronlarda koruyucu önlemlerin artırılmasının yanı sıra sosyal entegrasyon ve şiddeti önleme programlarına da ağırlık verilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.


