NEW YORK – Almanya, dünya siyasetinin en güçlü karar mekanizması olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliği adaylığında büyük bir hezimet yaşadı. Seçimlerin ardından Başbakan Friedrich Merz ve Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Almanya’nın Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğini açıklasa da koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) saflarından hükümete yönelik eleştiriler yükseldi. SPD kurmayları, Federal Hükümetin uluslararası hukuk ihlallerine karşı artık daha net ve güçlü bir duruş sergilemesi gerektiğini talep ediyor.
“Dış politika şansölyesi” imajına büyük darbe
Göreve geldiği günden bu yana kendisini bir “dış politika şansölyesi” olarak konumlandırmaya çalışan Başbakan Friedrich Merz için bu başarısızlık ağır bir diplomatik darbe olarak yorumlanıyor. Siyasi analistler, Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) lideri Merz’in, Güvenlik Konseyi masasında Donald Trump, Xi Jinping ve Vladimir Putin gibi dünya liderleriyle göz hizasında küresel siyaseti şekillendirmeyi hedeflediğini, ancak sandıktan çıkan sonucun bu planları boşa çıkardığını belirtiyor.
Alman diplomatlardan Başbakan Merz’e “BM” faturası
BM kulislerinde ve Alman diplomatik çevrelerinde yaşanan bu hüsran, Başbakan Merz’in küresel diplomasi sahnesinde yeterince aktif olmamasının bir faturası olarak değerlendiriliyor. Alman diplomatlar, Başbakan Merz’in geçtiğimiz eylül ayında düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna katılmamasının BM üyesi ülkeler tarafından not edildiğini ve bu ilgisizliğin oylama üzerinde doğrudan olumsuz etki yarattığını vurguluyor.
Küresel kararlar göçmen toplumunu nasıl etkileyecek?
Almanya’nın BM Güvenlik Konseyine seçilememesi, sadece Berlin’deki siyasi dengeleri değil, Avrupa’da ve Almanya’da yaşayan göçmen toplulukları da dolaylı olarak etkileyebilir. Almanya genelinde yaşayan Türkiye kökenli vatandaşlar, Kürtler ve Orta Doğu coğrafyasından gelen diğer göçmen gruplar, geldikleri ülkelerdeki çatışmalar ve insani krizler nedeniyle BM kararlarını ve Almanya’nın dış politikasını yakından takip ediyor.
Almanya’nın küresel barış misyonlarında ve Güvenlik Konseyindeki kilit oylamalarda doğrudan söz hakkı elde edememesi, göçmenlerin ana vatanlarındaki kriz bölgelerine yönelik Berlin destekli yapıcı politikaların ve insani yardım projelerinin uluslararası arenadaki ağırlığını zayıflatabilir. Diğer yandan, koalisyon ortağı SPD’nin uluslararası hukuk ihlallerine karşı daha hassas ve adil bir duruş çağrısı yapması, dış politikada çifte standartlardan uzak bir yaklaşım bekleyen göçmen dernekleri tarafından olumlu bir reflex olarak karşılanıyor.


