BERLİN – Almanya’da siyasi dengeler kökten sarsılıyor. ZDF tarafından yayımlanan güncel “Politbarometer” verilerine göre, Almanya için Alternatif (AfD) partisi, Birlik Partileri’ni (CDU/CSU) geride bırakarak ülke genelinde ilk kez en güçlü siyasi oluşum haline geldi. Hükümet politikalarına yönelik artan tepkiler, seçmen eğilimindeki bu keskin değişimin ana nedeni olarak görülüyor.
Anket sonuçlarında tarihi değişim
Forschungsgruppe Wahlen tarafından yapılan araştırmaya göre, “Bu pazar genel seçim olsa” sorusuna verilen yanıtlarda CDU/CSU yüzde 25 bandına geriledi. AfD ise yüzde 26’lık oy oranıyla zirvedeki yerini koruyarak Almanya’nın birinci partisi konumuna ulaştı. Mevcut koalisyonun büyük ortağı Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise yüzde 12’ye kadar gerileyerek bu anketteki en düşük seviyesini gördü.

Diğer partilerde ise durum şöyle şekillendi:
- Yeşiller: Yüzde 14
- Sol Parti (Die Linke): Yüzde 11
Bu sonuçlar, mevcut siyasi aritmetikte siyah-kırmızı (CDU/CSU ve SPD) bir koalisyonun artık parlamento çoğunluğunu sağlayamadığını ortaya koyuyor.
Kamuoyu araştırmaları AfD’nin yükselişini doğruluyor
AfD’nin birinci parti konumuna yükselmesi sadece tek bir anketle sınırlı değil. Forschungsgruppe Wahlen’in yanı sıra YouGov, Insa ve Forsa gibi önde gelen diğer kamuoyu araştırma enstitüleri de yaptıkları güncel çalışmalarda AfD’yi en güçlü parti olarak gösteriyor. Vatandaşların üçte ikisi, Başbakan Friedrich Merz ve hükümetinin performansını yetersiz bulduğunu ifade ediyor.
Almanya’daki göçmen toplumu için yeni dönem endişesi
AfD’nin anketlerde birinci sıraya yükselmesi, Almanya’da yaşayan Türkler ve diğer göçmen toplulukları arasında ciddi bir endişeye yol açıyor. Partinin göç karşıtı söylemleri ve aşırı sağcı politikaları, toplumsal barış ve göçmenlerin geleceği konusunda soru işaretlerini artırıyor.
Özellikle son dönemde artan ekonomik zorluklar ve barınma kriziyle birleşen bu siyasi tablo, göçmen kökenli vatandaşların kendilerini güvende hissetme duygusunu zedeliyor. Siyasi analistler, AfD’nin bu yükselişinin sandığa yansıması durumunda, göç yasalarından sosyal haklara kadar birçok alanda köklü ve kısıtlayıcı değişikliklerin gündeme gelebileceği konusunda uyarıyor.


