PEKİN – Dünyanın iki dev gücü ABD ve Çin’in liderleri, derinleşen ticaret savaşları ve bölgesel gerilimlerin gölgesinde nadir görülen bir zirve için Çin’in başkenti Pekin’de bir araya geldi. Görüşmenin açılışında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Donald Trump’a karşı net bir dil kullanarak Tayvan konusundaki hassasiyetlerini dile getirdi.
Tayvan meselesi ilişkileri “tehlikeli bir noktaya” taşıyabilir
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, görüşmenin başında yaptığı açıklamada, Tayvan meselesinin iki ülke arasındaki ilişkileri “son derece tehlikeli bir duruma” sokabileceği konusunda Trump’ı açıkça uyardı. Çin, bağımsız ve demokratik bir yönetimle idare edilen Tayvan üzerinde hak iddia etmeye devam ederken, ABD’nin Tayvan’a yaptığı silah yardımları Pekin yönetiminin en büyük tepki odağı olmayı sürdürüyor. Trump’ın Xi’nin bu sert uyarısına ne yanıt verdiği ise henüz kamuoyuna açıklanmadı.
İki saatlik kritik görüşme ve ticaret heyeti
ABD’li gazetecilerin aktardığı bilgilere göre, iki lider arasındaki ilk görüşme yaklaşık iki saat sürdü. Çin devlet medyasından edinilen bilgilere göre, Xi Jinping bu görüşmenin ardından Trump ile birlikte Pekin’e gelen üst düzey ABD’li iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Görüşmelerin merkezinde, sadece siyasi gerilimlerin değil, iki ülke arasında devam eden sert ticaret savaşlarının da yer aldığı belirtiliyor.
Avrupa ve Almanya için küresel dengeler değişiyor
Pekin’deki bu kritik zirve, sadece iki ülkeyi değil, başta Almanya olmak üzere tüm Avrupa ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Almanya’da yaşayan göçmen toplumlar ve iş dünyası, iki dev güç arasındaki ticaret savaşlarının küresel tedarik zinciri üzerindeki etkilerini endişeyle takip ediyor. Özellikle teknoloji ve otomotiv sektöründe çalışan Türk ve diğer göçmen kökenli işçiler, ABD-Çin geriliminin Almanya ekonomisindeki yansımalarına karşı doğrudan etkilenme riski taşıyor.
ABD’nin Tayvan politikası ve Pekin’in tepkisi
ABD, Pekin’in tüm itirazlarına rağmen Tayvan’ın savunma kapasitesini artırmak amacıyla bölgeye silah sevk etmeye devam ediyor. Bu durum, Washington ile Pekin arasındaki diplomatik köprülerin sarsılmasına neden oluyor. Trump yönetiminin “Önce Amerika” politikası ekseninde Çin ile yürüttüğü bu gerilimli diplomasi, önümüzdeki dönemde küresel piyasaların ve güvenliğin rotasını belirleyecek en önemli faktör olarak görülüyor.


