BERLİN – İspanya hükümetinin yaklaşık 500 bin düzensiz göçmeni yasallaştırma kararı, Avrupa genelinde göç politikaları üzerine yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. İspanya Başbakan Pedro Sánchez liderliğindeki sol koalisyon hükümeti, Batılı ülkelerin genelinde kısıtlayıcı politikalar izlenirken, belirli şartları karşılayan göçmenlere oturum ve çalışma izni tanıyacağını duyurdu. İspanya’nın attığı bu pragmatik adım, benzer bir modelin Almanya’nın göç yönetimi için bir örnek teşkil edip edemeyeceği sorusunu gündeme getirdi.
İspanya’nın yeni göç düzenlemesinin detayları
Madrid yönetimi tarafından alınan karar doğrultusunda, 31 Aralık 2025 tarihi itibarıyla en az beş aydır İspanya’da bulunan ve herhangi bir suç kaydı olmayan yaklaşık 500 bin düzensiz göçmen, geçici oturum ve çalışma izni için başvuru yapabilecek. Bu süreçte göçmenlerin istihdam piyasasına aktif olarak dahil olmaları temel şart olarak koşuluyor. Başvuru sahipleri, bir yıllık sürenin sonunda gerekli şartları yerine getirmeye devam etmeleri halinde geçici izinlerini düzenli oturum iznine dönüştürebilecekler. İspanya hükümeti, bu yöntemi hem bürokratik bir kolaylık hem de ülkenin iş gücü ihtiyacına katkı sağlayan rasyonel bir çözüm olarak değerlendiriyor.
Kimler başvurabilir?
İspanya Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan Kraliyet Kararnamesi ile hayata geçirilen düzenleme, ülkede “sin papeles” (belgesiz) olarak yaşayan yüz binlerce kişi için yeni bir dönem başlatıyor. Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve Sumar koalisyonunun vardığı mutabakat, yaklaşık 700 bin imza ile desteklenen bir halk girişimi ile sivil toplum kuruluşlarının yoğun talepleri sonucunda şekillendi. Düzenleme, yalnızca insani bir adım değil, aynı zamanda İspanya Merkez Bankası’nın (Banco de España) işaret ettiği iş gücü ihtiyacını karşılamaya yönelik pragmatik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Başvuru süreci ve aranan temel kriterler
İspanya Göç Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, yasallaştırma süreci için başvurular Nisan 2026 ile 30 Haziran 2026 tarihleri arasında kabul edilecek. Bu haktan yararlanabilmek için göçmenlerin, 31 Aralık 2025 tarihinden önce İspanya’da olduklarını ve en az beş aydır kesintisiz ikamet ettiklerini belgelemeleri gerekiyor. İkamet belgesi olarak belediye kayıtları (padrón), doktor muayene belgeleri veya fatura gibi resmî nitelikli dokümanlar geçerli sayılacak. Ayrıca adayların İspanya’da veya kendi ülkelerinde hiçbir suç kaydının bulunmaması şart koşuluyor.
Ekonomik büyüme ve sosyal güvenlik sisteminin korunması
İspanya hükümeti, bu reformun temel motivasyonunun kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve vergi tabanını genişletmek olduğunu vurguluyor. İspanya Merkez Bankası verilerine göre, ülkenin mevcut refah seviyesini ve emeklilik sistemini koruyabilmesi için her yıl yaklaşık 300 bin yeni göçmen işçiye ihtiyacı bulunuyor. Özellikle tarım, inşaat ve turizm gibi sektörlerde yaşanan kronik personel açığının bu düzenleme ile kapatılması hedefleniyor. Hak kazanan göçmenler, alacakları bir yıllık geçici oturum izni ile doğrudan yasal iş gücü piyasasına, sağlık hizmetlerine ve sosyal güvenlik sistemine dahil olabilecekler.
Göç politikası Almanya için uygulanabilir mi?
İspanya’nın bu hamlesi, düzensiz göç konusunda son dönemde daha sert önlemler alan Almanya gibi ülkelerde dikkatle takip ediliyor. Mevcut Avrupa Birliği (AB) hukukuna göre bu tür bir düzenlemenin önünde doğrudan bir engel bulunmasa da, Federal İçişleri Bakanlığı (BMI) uzmanları modelin Almanya’da hayata geçirilmesinin yasal zorluklarına işaret ediyor. Uzmanlara göre, böyle bir uygulamanın yürürlüğe girmesi için mevcut ikamet yasalarında köklü değişiklikler yapılması gerekiyor. Öte yandan, düzenlemeyi eleştiren çevreler, bu tür yasallaştırma adımlarının bir “çekim etkisi” yaratabileceğini ve gelecekte yeni af beklentisiyle düzensiz göçü teşvik edebileceğini savunuyor.

Almanya ve Avrupa Birliği için olası etkiler
İspanya’nın bu liberal yaklaşımı, Avrupa Birliği’nin (AB) ortak göç ve iltica politikalarıyla (GEAS) bir tezat oluşturuyor gibi görünse de, Madrid yönetimi bu adımın ulusal egemenlik ve ekonomik zorunluluklar çerçevesinde atıldığını savunuyor. Almanya’da ise koalisyon hükümeti içindeki tartışmalar, İspanya modelinin bir “çekim etkisi” (pull factor) yaratıp yaratmayacağı üzerinde yoğunlaşıyor. Alman uzmanlar, İspanya’daki bu kitlesel yasallaştırmanın, AB içindeki serbest dolaşım hakları nedeniyle uzun vadede diğer üye ülkeleri de dolaylı olarak etkileyebileceğini ifade ediyor.


