BERLİN – Ankara’daki NATO Zirvesi, ikinci gününde devam ederken, Alman basın kuruluşları zirveye farklı açılardan baktı. Tagesschau ve Deutschlandfunk daha çok NATO’nun birlik mesajına ve Türkiye’nin stratejik rolüne odaklanırken, Handelsblatt ve FAZ savunma sanayisi ve milyarlarca avroluk anlaşmaları öne çıkardı. WELT, ntv ve BILD ise ilk günün siyasi gündemini büyük ölçüde Trump’ın belirlediğini yazdı.
Zirvenin ilk günü Ankara’da yoğun güvenlik önlemleri altında başladı. Liderlerin gelişi, resmi karşılamalar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikili görüşmeleri Alman basınında dikkat çeken başlıklar arasındaydı.
Handelsblatt, Türkiye’nin ev sahipliğini özellikle Trump’ın karşılanması üzerinden yorumladı. Gazete, Erdoğan’ın Trump’a gösterişli bir karşılama hazırladığını ve bu görüntülerin Ankara’nın diplomatik sahnedeki görünürlüğünü artırdığını yazdı. Aynı haberde Türkiye’nin NATO içinde önemli ama tartışmalı bir ortak olarak görüldüğü de vurgulandı.
Tagesschau ise zirve öncesinde Türkiye’yi “vazgeçilmez ama tartışmalı ortak” çerçevesinde değerlendirdi. Haberde Türkiye’nin Karadeniz, Orta Doğu ve Kafkasya açısından NATO için stratejik öneme sahip olduğu; buna rağmen Ankara’nın bazı dış politika tercihleri nedeniyle Batılı müttefikleriyle zaman zaman gerilim yaşadığı belirtildi.
En çok konuşulan isim Trump oldu
İlk günün en çok konuşulan ismi ABD Başkanı Donald Trump’tı. Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeden önce yaptığı açıklamalarda Türkiye’ye yönelik yaptırımların kaldırılacağını söyledi ve Türkiye’ye F-35 satışını değerlendireceğini belirtti. Bu açıklama, Türkiye’nin Rus S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımları ve F-35 programından çıkarılması bağlamında önemli görüldü.
Handelsblatt, bu gelişmeyi “Trump F-35 satışına açık” başlığıyla öne çıkardı. Gazete, Trump’ın Erdoğan ile iyi ilişkilerine vurgu yaptığını ve Türkiye’nin bu kişisel diplomatik ilişkiden fayda sağlayabileceğini yazdı. Haberde, yaptırımların kaldırılması ve F-35 dosyasının yeniden açılmasının Ankara-Washington ilişkilerinde yeni bir sayfa anlamına gelebileceği belirtildi.
WELT ve ntv ise Trump’ın Avrupa ülkelerine yönelik eleştirilerini öne çıkardı. Trump, Avrupa’nın savunma harcamaları konusunda yeterince sorumluluk üstlenmediğini savunurken, Almanya’nın NATO katkısını daha önce “lächerlich” yani “gülünç” olarak nitelendirmişti. Tagesschau, Başbakan Friedrich Merz’in Ankara’da bu eleştiriye karşı Avrupa’nın daha güçlü bir NATO inşa etmesi gerektiği mesajını vermek istediğini aktardı.
Merz’in ”Ankara ruhu” beklentisi
Alman basınında dikkat çeken bir başka ayrıntı, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in zirveden bir “Ankara ruhu” çıkmasını ummasıydı. Tagesschau, Merz’in Ankara’dan verilecek mesajı “daha Avrupalı bir NATO inşa ederek NATO’yu transatlantik tutmak” şeklinde gördüğünü aktardı. Bu ifade, Avrupa’nın ABD’den tamamen kopmadan ama savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmek istediğini gösteren önemli bir siyasi mesaj olarak yorumlandı.
Bu yaklaşım, Alman basınında Trump faktörüne karşı bir denge arayışı olarak okundu. Bir yandan Avrupa ülkeleri Washington’un güvenlik garantilerini korumak istiyor, diğer yandan Trump’ın baskıları nedeniyle savunma bütçelerini artırmak zorunda kalıyor.
Zirvenin ilk gününe giden süreçte Alman basınında Ukrayna’ya askeri destek de önemli yer tuttu. Tagesschau, Avrupa’daki NATO ülkeleri ve Kanada’nın Ukrayna için toplam 140 milyar avroluk askeri yardım hedefini gündeme getirdiğini yazdı. Bu destek paketinin, Rusya üzerindeki baskıyı artırmak ve Ukrayna’nın savunma kapasitesini uzun vadede güçlendirmek amacı taşıdığı belirtildi.
Bu başlık, kamu yayıncıları açısından zirvenin ana güvenlik gündemiydi. Ancak Trump’ın açıklamaları, Alman basınında Ukrayna dosyasının yanında en az onun kadar büyük yer kapladı.
FAZ ve Handelsblatt: Zirvenin ekonomik boyutu
Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) ve Handelsblatt, zirvenin ilk gününü yalnızca siyasi mesajlar üzerinden değil, savunma sanayisi üzerinden de değerlendirdi. Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması, NATO ülkelerinin yeni silah sistemlerine yönelmesi ve ortak üretim projeleri ekonomi basınının ana gündemi oldu.
Bu çerçevede en somut gelişmelerden biri Kanada’nın Alman denizaltı üreticisi TKMS ile yaptığı büyük anlaşmaydı. ntv, anlaşmanın değerinin 62 milyar avro olduğunu ve Kanada’nın Alman yapımı denizaltılar alacağını yazdı. Haberde, bu siparişin özellikle Wismar’da yüzlerce yeni istihdam sağlayacağı belirtildi.
NDR de TKMS’nin Kanada için on ikiye kadar denizaltı inşa edeceğini ve bunun şirket tarihindeki en büyük denizaltı siparişi olduğunu aktardı.
Bu nedenle ekonomi basınına göre Ankara’daki ilk günün kazananlarından biri savunma sanayisiydi. NATO’nun güvenlik kaygıları, Alman şirketleri için büyük siparişlere ve uzun vadeli üretim anlaşmalarına dönüşmeye başladı.
Der Spiegel: Almanya’nın rekor savunma harcamaları
Der Spiegel ve WELT, Almanya’nın NATO’ya bildirdiği savunma harcamalarındaki artışı ayrı bir başlık olarak ele aldı. WELT’in aktardığı verilere göre Almanya, 2026 yılı için NATO’ya 124,7 milyar avroluk savunma harcaması bildirdi. Bu, Almanya açısından yeni bir rekor olarak değerlendirildi.
Der Spiegel’in daha önce aktardığı verilere göre Avrupa’daki NATO müttefikleri ve Kanada’nın savunma harcamaları da ciddi biçimde artmıştı. Avrupa ve Kanada’nın 2025’teki savunma harcamalarının 574 milyar dolara ulaştığı ve bunun yüzde 19,6’lık artış anlamına geldiği belirtilmişti.
Bu tablo, Alman basınında Avrupa’nın artık savunma konusunda daha fazla sorumluluk almak zorunda kaldığı şeklinde yorumlandı.
Deutschlandfunk: Türkiye ”zor ama vazgeçilmez ortak”
Deutschlandfunk ve kamu yayıncılarının analizlerinde Türkiye’nin rolü daha dengeli bir dille ele alındı. Türkiye’nin NATO için vazgeçilmez olduğu kabul edilirken, Ankara’nın Batılı müttefikleriyle zaman zaman farklı çizgide hareket ettiği de hatırlatıldı.
Bu değerlendirmelerde Türkiye’nin özellikle Karadeniz güvenliği, Ukrayna savaşı, göç, enerji hatları, Suriye ve Doğu Akdeniz gibi başlıklarda NATO için kilit ülke olduğu vurgulandı. Ancak aynı zamanda S-400 alımı, Batı ile yaşanan güven bunalımı ve yaptırım süreçleri nedeniyle Türkiye’nin ittifak içinde kolay bir ortak olmadığı da belirtildi.


