BERLİN – Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yönetiminin dahi beklemediği bir gelişme yaşandı. Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, yaklaşık altı yıllık bir aradan sonra ilk kez partisinin genel kurultayında boy göstermeye hazırlanıyor. Merkel’in ofisinden yapılan açıklamada, tecrübeli siyasetçinin 20 Şubat’ta Stuttgart’ta düzenlenecek olan kurultaya “onur konuğu” olarak katılacağı doğrulandı.
Stuttgart’ta tarihi buluşma: Merkel ve Merz yan yana
Angela Merkel, partisinin genel başkanlığını bıraktığı ve Başbakanlık görevinden ayrıldığı günden bu yana kurultaylara katılmamayı tercih ediyordu. Ancak bu yıl durum değişti. Merkel, 20 ve 21 Şubat tarihlerinde Stuttgart’ta gerçekleştirilecek olan CDU Kurultayı’nın ilk gününde delegelerle bir araya gelecek.
Mesafeli ilişkilerde yeni dönem mi?
Merkel’in katılımı, özellikle mevcut CDU Genel Başkanı ve Federal Başbakan Friedrich Merz ile olan ilişkisi göz önüne alındığında büyük önem taşıyor. Ocak 2022’de Merz’in parti liderliğine seçilmesinden bu yana Merkel’in parti yönetimiyle arasına mesafe koyduğu biliniyordu. İkili arasındaki ilişkinin uzun süredir “soğuk” ve “kopuk” olarak nitelendirilmesi, bu katılımın arkasındaki siyasi manevrayı daha da dikkat çekici kılıyor.
Seçim yılı öncesi stratejik birlik sinyali
Almanya için kritik bir seçim yılına girilirken, Merkel’in kurultayda yer alması siyasi bir hamle olarak yorumlanıyor. Merkezin sağındaki en büyük parti olan CDU, son dönemde anketlerdeki yükselişi önlenemeyen Almanya için Alternatif (AfD) partisinin etkisini kırmayı hedefliyor.
AfD’nin yükselişine karşı “Merkez” hattı
Kurultay kulislerinden sızan bilgilere göre Merkel’in varlığı, partideki farklı kanatları bir araya getirme amacı taşıyor. Siyasi gözlemciler, bu hamlenin özellikle muhafazakar seçmene “parti içinde bölünme yok, merkez güçleniyor” mesajı verdiğini belirtiyor. Merkel’in kurultayda bir konuşma yapıp yapmayacağı ise henüz netlik kazanmadı.
Merkel’in altı yıl sonra kurultaya dönmesi, Merz’in parti üzerindeki otoritesini pekiştirmesi ve eski-yeni dengesini kurması açısından hayati bir adım olabileceği değerlendiriliyor.

16 yıllık iktidar: Başarı mı yoksa stratejik bir duraklama mı?
Öte yandan Almanya’da 16 yıl boyunca şansölyelik koltuğunda oturan Angela Merkel’in siyasi mirası, son yıllarda yaşanan krizlerle birlikte sert eleştirilerin odağında yer alıyor.
Eski Başbakan Angela Merkel’in 20 Şubat 2026’daki CDU Kurultayı’na katılma kararı, Almanya’da onun 16 yıllık görev süresine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bir dönem “Dünyanın En Güçlü Kadını” olarak anılan Merkel, bugün özellikle enerji, savunma ve göç politikaları nedeniyle hem kendi partisi içinden hem de kamuoyundan yoğun eleştiriler alıyor.
Rusya’ya enerji bağımlılığı ve stratejik hatalar
Merkel dönemine yönelik en sert eleştirilerin başında, Almanya’nın Rus doğal gazına olan aşırı bağımlılığı geliyor. Özellikle 2014 yılında Kırım’ın ilhak edilmesine rağmen Kuzey Akım 2 (Nord Stream 2) projesine devam edilmesi, bugün “stratejik bir körlük” olarak nitelendiriliyor.
- Nükleer Enerjiden Çıkış: 2011’deki Fukuşima felaketi sonrası alınan nükleer santralleri kapatma kararı, Almanya’nın enerji arz güvenliğini tehlikeye atmakla eleştiriliyor. Mevcut CDU lideri Friedrich Merz, bu kararı “stratejik bir hata” olarak tanımlayarak Merkel’in mirasına yönelik en net eleştiriyi getirmişti.
- Merkantilizm Suçlaması: Merkel’in, Alman iş dünyasının çıkarlarını jeopolitik güvenlik risklerinin önüne koyması, uzmanlar tarafından “Merkantilizm” olarak eleştiriliyor.
2015 mülteci krizi ve toplumsal kutuplaşma
Merkel’in 2015 yılındaki Suriyeli mülteci krizinde kullandığı “Wir schaffen das” (Başarabiliriz) sloganı, Alman siyasi tarihinin en çok tartışılan ifadelerinden biri haline geldi.
- AfD’nin Yükselişi: Eleştirenler, Merkel’in “açık kapı” politikasının toplumda bir güvenlik kaygısı yarattığını ve bu durumun aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişine zemin hazırladığını savunuyor.
- Entegrasyon Sorunları: Mültecilerin kabulü sonrası sürdürülebilir bir entegrasyon ve kayıt stratejisinin eksikliği, bugün belediyelerin ve sosyal sistemlerin üzerindeki yükün ana sebebi olarak gösteriliyor.
Savunma ve ordudaki (Bundeswehr) ihmaller
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrası Almanya’nın içine girdiği “Zeitenwende” (Dönüm Noktası) süreci, Merkel dönemindeki savunma politikalarını da mercek altına aldı.
- Donanım Eksikliği: Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) yıllarca yetersiz fonlanması, mühimmat eksikliği ve teknolojik olarak geri kalması, Merkel hükümetlerinin savunma konusundaki “isteksizliğine” bağlanıyor.
- NATO Hedefleri: Almanya’nın NATO’nun belirlediği GSYH’nin %2’sini savunmaya harcama hedefine Merkel döneminde ulaşılamamış olması, müttefikler nezdinde de güven kaybına neden oldu.
Dijitalleşme ve altyapıda “kayıp yıllar”
Almanya gibi bir sanayi devinin dijital altyapıda Estonya veya Güney Kore gibi ülkelerin çok gerisinde kalması, Merkel’in “vizyoner değil, sadece bir kriz yöneticisi” olduğu eleştirilerini güçlendiriyor.
- Hantal Bürokrasi: Kamu hizmetlerinin dijitalleşememesi ve fiber optik internet ağının yaygınlaştırılamaması, Alman ekonomisinin rekabet gücünü zayıflatan unsurlar arasında görülüyor.
- “Merkeln” Kavramı: Gençler arasında popülerleşen ve “karar vermeyi ertelemek, pasif kalmak” anlamına gelen merkeln fiili, onun yönetim tarzının yarattığı durgunluğu özetleyen bir sembole dönüştü.


